Kadın Ticareti ve Kadın Hakları

Kadın Ticareti ve Kadın Hakları

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamalarına bakınca, neyi kutladığımızı doğrusu anlayamadım. Hatta kadına karşı işlenen suçların oranlarına bakınca, bu tür kutlamaların kadına karşı işlenen suçlara karşı duyarlılığı arttırıp arttırmadığı konusunda bile şüpheye düştüm. Nitekim kadına karşı işlenen suçlar o kadar arttı ki, Türkiye Cumhuriyeti bunu kontrol edebilmek için yasal bazı düzenlemeler yapmak zorunda kaldı. Peki, KKTC’de kadınların durumu çok mu daha iyi de bu konuda kutlamaların ötesinde hiçbir adım atılmamaktadır?

Bu ülkede kadın ticareti yasak olmasına rağmen gece kulüplerinde kadın ticareti yapıldığını, hatta bu kadınların özel eşyası olan pasaportlarına bile el konulduğunu herkes bilmektedir. Buna bağlı olarak da ortaya çıkan seks turizmi adı altında kayıt dışı oluşan ekonominin rakamları ise henüz daha belli değildir. Yapılan bir akademik araştırmaya göre KKTC’de kayıt dışı olarak fuhuş yapanların sayısı, kayıt altında olanların iki katı kadardır. Kadınların bu sektöre girişlerinin birçok sebebi zikredilmekle birlikte, bunların başında ekonomik özgürlüklerini kazanamamaları gelmektedir.

Yapılan bir araştırmaya göre, bu sektörde çalışan kadınların büyük bir bölümü ayrılmak istemelerine rağmen sosyal ve ekonomik sebeplerden dolayı bunu başaramamaktadır. Bundan dolayı da, birçok ülkede kadınları seks kölesi olmaktan kurtarmak için çeşitli yasal düzenlemeler yapılarak, bunu engellemek için sivil örgütler kurulmuştur. Ancak kadın ticareti ve buna bağlı olan pornografi ve diğer yan ticari sektörler o kadar büyük bir sermaye gücü yarattı ki, sivil örgütlerle birlikte devletin yasaları da bunları engellemede yetersiz kalmaya başladı. Bu konu ulusal bir sorun olmaktan çıkarak Birleşmiş Milletler’in bile gündemini meşgul edecek bir düzeye vardı. Çünkü yapılan araştırmalara göre uluslararası insan kaçakçılığının önemli bir kısmını kadın ticareti oluşturmaktadır.

Ülke siyasetçilerinin bu konuya yaklaşımlarını: Ekonomik temelde yaklaşım ve insan hakkı temelinde yaklaşım olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Kadın ticaretini bir insan hakkı veya kadın hakkı ihlali olarak değerlendiren ülkelerin başında Amerika Birleşik Devletleri gelmektedir. Yapılan araştırmalarda bu yasağa rağmen ABD’de, azımsanmayacak oranda katın ticaretinin yapıldığını ortaya çıkmıştır. KKTC’de de kadın ticareti yasak olmasına rağmen, daha çok ekonomik gerekçeler gösterilerek buna bilerek göz yumulmaktadır. Singabur siyaseti ise kadın ticaretini insan hakları temelinde değil; tamamen ekonomik temelde değerlendirdiği için serbest bırakmıştır. Belçika siyaseti ise kadının kendi kendini satması ile başkasının onu satması arasında fark gözeterek, başkalarının aracı olmadan kadınların pazarlamasını meşrulaştırmıştır. İngiltere ve Hollanda’da da buna benzer bir uygulama bulunmaktadır. Belçika, İngiltere ve Hollanda’nın böyle bir uygulamayı tercih etmeleri, kadın ticaretinin örgütlü ve organize olarak yapılmasını engellemek olmalıdır. Iran ise kadınların kendi rızaları ile başka erkeklerle geçici nikâh yapmasını (muta nikâhı) meşrulaştırarak, bu sorunu çözmeye çalışmıştır.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarken, sadece 8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde daha iyi çalışma koşulu talebiyle greve başlayan çoğu kadın olan işçilerin fabrikaya kilitlenmeleri sonucu öldürülmelerini değil; ayrıca yarattığımız çarpık düzenlerin içerisinde ruhu ve bedeni ile sömürülen tüm kadınları ve insanları düşünmeliyiz.

(Havadis Gazetesi Köşe Yazısı)

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.