Akıl, Din ve Eleştiri

Akıl, Din ve Eleştiri

İnsanı diğer canlılardan farklı kılan, sahip olduğu düşünme yeteneğidir. İslam geleneğinde insanı şerefli ve sorumlu kılan bu özelliğidir. Aklın en temel özelliği ise eleştiri yeteneğidir. Bu yeteneğini kaybeden insan ve toplumların gelişmesi imkânsızdır. Allah: “Allah, aklını kullanamayanları cezalandırır” ayeti ile bu gerçeğe işaret etmiştir. İslam geleneğinde akli eleştirinin kabulü, hakikati bulma niyetiyle yapılmasına bağlanmıştır. Çünkü akıl, insanın duygularının etkisi altında hareket eder.

Duygu dünyası iyi niyetten beslenmeyen insanlar için akıl, sadece kişinin egosu doğrultusunda hareket ettiği için, bencilliğe ve haksızlığa hizmet eder hale gelebilir. Bundan dolayı duygu dünyası bozuk olan insanların, düşünce dünyasının doğru olması mümkün değildir. Dolayısıyla insan düşüncesinde sağlıklı bir gelişmenin sağlanabilmesi için, insanın düşünce dünyası gelişirken, insani duygularında geliştirebileceği bir sosyalleşme sürecine girmesi gerekir. Aksi takdirde, aklın yapıcı yönünü kaybolarak yıkıcı yönü öne çıkmaya başlar.

Medeniyet ve insan hakları gibi kavramların, çağdaş siyasi sistemlerin kuruluş felsefelerinde var olmasına rağmen, savaş, zulüm ve haksızlıkların insanlığın zorunlu kaderiymiş kabul görmüş olması, bilimsel akıl ile duygusal akıl arasındaki bu dengenin korunamamasından kaynaklanmaktadır. Bu denge modern düşüncede, insanın duygu alanının ihmal edilmesi; din alanında ise akli eleştirinin ihmal edilmesi şeklinde tezahür etmektedir. İnsanlık için doğru olan yol, her iki alanında birbirini tamamlayarak gelişmesidir. Bunun sağlanabilmesi için, modernizmin kaynağı olan seküler aklın dine, dinî aklın da seküler akla yaptığı eleştirilerin dikkate alınması gerekir. Çünkü bu eleştiriler ileri safhalarda, insanlık için asgari müşterek olarak kabul edilebilecek ortak akıl ve ahlakın oluşumunu sağlayacaktır. Bu akıl ve ahlakın oluşabilmesi için her iki aklın da, ön yargılardan kurtularak birbirini anlama sürecine girmeleri gerekmektedir. Bu süreçte, gerek modern seküler akıl, gerekse dinî akıl birbirlerine yönelttikleri eleştirileri anlamsız ve düşmanca değerlendirme yerine, kendilerindeki eksiklik ya da yanlışlığın giderilebilmesi için bir fırsat olarak değerlendirmeleri gerekir. Ancak bu anlayışın gelişmesi ile birlikte yaşama kültürü gelişebilir. Dolayısıyla ne dinin moderniteye yönelttiği eleştirilerin bütünü, insanlığın ortak kazanımları olan demokrasi, laiklik ve cumhuriyete karşıdır; ne de laiklik, demokrasi ve cumhuriyet adına dine yöneltilen eleştirilerin bütünü dine karşıdır. Sağlıklı bir eleştiri ortamında, bu farklı fikirler daha doğru ve huzurlu bir yaşam alanının oluşmasına katkı sağlayabilirler. Çünkü ister dini olsun, ister seküler olsun, denetim dışı kalan tüm otoriteler insan hak ve hukukuna saygı merkezinden uzaklaşarak, istismara açık hale gelebilirler. Dolayısıyla bazen birbirine zıt olarak görülen şeyler; aslında sistemin bütününü oluşturan denge unsurları olarak işlev görürler. Ancak bu zıtlıkların dengede tutulabilmesi için farklılıkları koordine eden ortak akılcılığın geliştirilmesi gerekir. Zira akıl, farklılıkların kaynağı olduğu kadar, farklılıkların koordinasyonunu da sağlayan merkezdir. Bazı toplumlar, bazen din adına, bazen de devletin ideolojisi adına bireysel düşünceyi sınırlayarak, aklın eleştiri alanını kısıtladıklarından, bireyin gelişme sürecine katılmasını engellerler. Bu tür toplumlarda gelişmenin temeli olan düşünce alanı oluşmadığından, gelişme de olamamaktadır.

Bazı toplumlar ise bireysel düşünceyi sınırlamamasına rağmen, ortak akıl alanını yaratamadıkları için toplumsal gelişme sürecine girememektedirler. Bu tür toplumlar aklın düşünce yeteneğini kullanamadıklarından dolayı değil; ortak akıl yaratamadıkları için toplumsal gelişme sürecine dahil olamamaktadırlar. Çünkü bu tür toplumlarda fikir hürriyeti olmasına rağmen, fikir hürriyetine saygı ve ortak akıl yaratma becerisi bulunmamaktadır. Bireyler ve toplumlar, eleştirinin aşağılama ya da düşmanlık olmadığını; aksine bir yol gösterme olduğunu fark ederek, fikir hürriyetini ortak akla dönüştürüp karşılıklı anlayışı geliştirebilirlerse, sosyalleşme ve gelişme sağlayabilirler. (Yusuf Suiçmez, Havadis)

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.