Kıbrıs Sorunu Çözülüyor mu?

Kıbrıs Sorunu Çözülüyor mu?

Son gelişmeler, Türk ve Rum tarafının ortaklaşa kuracakları yeni bir siyasi yapı umudunun yeniden doğmasına yol açtı. Özellikle Yunanistan’ın PKK Terör örgütünün faaliyetlerini durdurmak için Türkiye ile işbirliği yapması, müzakerecilerin anavatanları ziyaret etmesi, yeni ciddi bir sürecin başladığı izleniminin vermiştir. Ancak bu gelişmelerin Türkiye’nin seçim havasına girdiği bir döneme gelmesi, Türkiye’nin iç siyasetine yönelik bir stratejiymiş gibi algılanmasına da yol açtı. Bir başka açıdan da şimdi zamanı mıydı gibi soruların sorulmasına sebep oldu.

Türkiye’den TÜSİAD, KKTC’den İŞAD, Güney Kıbrıs’tan OEV ve Yunanistan’dan SEV gibi önemli sivil ve ekonomik kuruluşların sürece destek verici açıklamaları, ciddi bir sürece girildiği izleniminin ağır basmasına yol açmaktadır. Süreç ile ilgili ilginç bir gelişme Güney’in 14 Aralık’ta sunduğu mektubun 27 Aralıkta Türk tarafında reddedilmesinin ardından, Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun koşulsuz olarak masaya oturulması çağrısı yapmasıydı. Karşılıklı bu deneme atışları sonrası Ban Ki Moon 2 Ocak’ta BM parametreleri ışığında görüşmelere devam edilmesi talebinde bulundu. Ayrıca TC Dışişleri Bakanı Davadoğlu ile görüşerek sürecin hızlandırılmasını talep etti. Davutoğlu ve Amerikalı meslektaşı John Kerry ile Paris’teki buluşmasında da Kıbrıs konusu gündeme getirildi. Bunun üzerine ABD Büyükelçisi Koening, Türkler ve Rumlar arasında taslak metnin oluşması için diplomatik girişimlere başladı.

21 Ocak’ta BM Güvenlik Konseyi ortak deklarasyonun önemi ve sürece desteği ile ilgili bir açıklamada bulundu. Aynı gün Bürüksel’de de Başbakan Erdoğan’dan sürece destek için yardım talebinde bulunuldu ve bunun Türkiye’nin AB sürecini olumlu etkileyeceği belirtildi. Bu görüşmede Erdoğan, karşılıklı güven telkini için Türk askerinin Kıbrıs’tan çekilmesi teklifini reddetti ve sadece iki kurucu devlet esasına dayalı federal bir çözümü kabul edeceğini söyledi. 30 Ocak’ta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi adadaki barış gücü askerlerinin görev süresini 6 ay daha uzatma kararı aldı; ancak çözüm yönündeki adımlardan memnuniyetsizliğini belirtti.

Bu arada Maraş için hem Kuzey hem de Güney Kıbrıs’tan bazı sivil toplum ve akademisyenler bir Ekoşehir projesini gündeme getirdiler. Bu durum Maraş ve Akdeniz’de çıkan gazın siyasi pazarlıklarda önemli bir rol oynayacağını göstermektedir. Bir Amerikan enerji şirketi olan NOBEL Energy bu arada hükümet ile gazın paylaşımının nasıl olacağı konusunda bazı pazarlıklara girişti. Ekonomik darboğaza sürüklenmiş olan Güney Yönetimi ve Kuzey yönetimleri ile iç istikrarsızlığa sürüklemiş olan anavatanlar Türkiye ve Yunanistan’ın, bu zor koşullarda pazarlık payları düşmüştür.

Güney ekonomisi şu anda büyük bir kriz içerisinde bulunmaktadır ve işsizlik % 17’nin üzerine çıkmış durumdadır. Görüştüğüm bir üst düzey yetkili, iflas etme eşiğine geldiklerini bu yüzden de adil bir çözümün onların da lehine olduğunu söyledi. Türk tarafının her zaman çözüm yönünde irade koymuş olmasına rağmen, hep kaybeden taraf olması ise iç ve dış siyasetimizi kilitlemiş durumdadır.

Süreçte ortaya çıkan yeni bir gelişme ise Türk tarafının da önümüzdeki Mayıs ayında yapılacak olan AB Parlemento seçimlerinde iki aday için oy kullanacak olmasıdır. Ancak bu haktan sadece Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı bulunan 80 civarında olan Kıbrıslı Türkler yararlanabilecektir. Dışişleri Bakanı Özdil Nami, sadece Kıbrıs Cumhuriyet kimlik kartı bulunanların oy kullanacak olmasına itiraz etmiştir. Bu seçimlerde aday olacağı belirtilen ilk isim Şener Levent olmuştur. Bu süreçte ortaya çıkan önemli bir olay da İngiltere ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasında imzalanan ve Kıbrıs Cumhuriyetine terk edilmesi kararlaştırılan İngiliz üstleri bölgesi arazileridir. Cumhurbaşkanı Eroğlu, bu karara 1960 antlaşmalarına aykırı olduğu gerekçesi ile itiraz etmiştir. 1960 Cumhuriyeti dikkate alındığında, Güney Yönetiminin aldığı kararların çoğunun hukuken geçersiz olduğu açıktır.

Sonuç olarak, Türkiye’nin seçim havasına girdiği bu dönem içerisinde Kıbrıs sorununda güçlü bir çözüm iradesinin ortaya çıkması imkansız gözükmektedir. Türkiye’nin yerel, genel ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası, kurulacak olan hükümetin politikaları belirleyici olacaktır. Dolayısıyla yapılan açıklamaların aksine bu yıl içerisinde bir çözümün olması olası gözükmemektedir.

http://www.havadiskibris.com/Yazarlar/yusuf-suicmez/kibris-sorunu-cozuluyor-mu/3935

Yusuf Suiçmez

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.