Cennete ve Cehenneme Giden Yollar

Cennete ve Cehenneme Giden Yollar

Dünya cennete ve cehenneme giden iki yolun çakıştığı bir yerdir. Onun için hem cennetin hem de cehennemin yansımaların bu dünyada görebiliriz. Kuran’daki bir ayette “Görenler için cehennem çok açık bir hale getirilmiştir” denilmektedir. İnsanın bu gerçeği görebilmesi için fazla bilgiye ihtiyacı yoktur. Zira yaşamımızdaki kötülük cehennemin, iyilik ise cennetin yansımasıdır. Şüphesiz ki insanı mutsuz ve umut kılan her şeyin dünyadan silinmesi ve iyiliğin yaygınlaşması durumunda dünya cennete döner. Tersinin olması, yani: Kötülüğün bir yansıması olan korku, nefret ve umutsuzluğun yaygınlaşması durumunda ise, dünya cehenneme döner. Aslında yaşadığımız her an, cennet ve cehennemden esen rüzgârların etkisi altındadır. Cehennemden ya da cennetten esen rüzgârlara set çekmek de, yol açmak da aslında bizim elimizdedir. Cennete giden yol kalbimizin derinliğinde varolan ve bizi insan yapan iyilik ve erdem yoludur.

Bizi hayata bağlayan ve yaşama arzumuzu güçlendiren içimizdeki bu sevgi ve erdemdir. İnsan, bu sevgi ve erdemi kaybedince, hayattan ve içerisindeki tüm varlıklardan yavaş yavaş koparak nefretin ve umutsuzluğun bataklığına sürüklenmeye başlar. Bu sürükleniş, insanın cennet yolundan saparak cehenneme doğru yol alması demektir. Dolayısıyla biz bu dünyada düşünce ve davranışlarımızla ruhumuzun bir sonraki yaşamla ilgili programını kurmuş oluyoruz. İnsan potansiyel olarak, hem cennetin hem de cehennemin şartlarına programlanmaya müsaittir ve her insan bu dünyada kendi yaşamı ile ilgili tercihini yapar. Son zamanlarda bazı insanlar cehennemi inkâr etmeye çalışsa da, suçun varlığının açık olduğu bir dünyada bu inkâr, insanın bu gerçeğinin görmemezlikten gelinmesi demektir. Bu inkâr, hümanist bir temele dayandırılmaya çalışılsa da, aslında insanın en temel vasfı olan adalet duygusunu hiçe saydığından, hümanist bir anlayışla da bağdaşmamaktadır. Çünkü “İlahi adalet” fikrinin ortaya çıkmasını sağlayan, her türlü adaletsizlik ve haksızlığa karşı insanın ruhunun derinliğinde var olan adalet arama duygusudur. Bu yüzden, cehennemin inkârı, zalimlerin yaptıkları her türlü zulüm ve haksızlığın yanlarında kalmasını kabul etmek şeklinde de değerlendirilebilir.

İnsanoğlunu ilahi bir adaleti düşünmeye iten ana etken bu çaresizlik duygusudur. Çünkü güçlü olanın yaptığı zulüm ve haksızlıkların genelde yanında kaldığı bir dünya içerisinde yaşıyoruz. Burada mazlum ve çaresizlerin sığınabildikleri tek kapı “ilahi adalet” kapısıdır. Korku ve baskıların yaşandığı ülkelerde ve de dönemlerde insanların dini cemaat ile gruplara ilgilerinin artmasının da ana sebebi bu gayri insani şartların varlığıdır. Eğer biz dünyayı cehenneme çevirirsek; o zaman insanların bu dünyadan kaçarak, bu dünyanın ötesinde bulunan bir cennette huzur aramalarını kınayamayız. Bu meselenin, sosyal yönü yanında, alem içerisinde ya da dışarısında farklı alemlerin olup olmadığı ile de ilgili olduğunu unutmamalıyız. Bu durum, kendi yaşadığı ülkede umutları ve sevgileri biten insanların istemese de, başka ülkelere göç etmesi gibidir.

Bu göçü engellemek, bu insanları suçlamakla değil; yaşadığımız ülkeyi ve dünyayı yaşanabilir hale getirmekle mümkündür. Bunu başarabilmemiz için, önce birbirimizi dinlemeyi, sonra anlamayı, anladıktan sonra da herkesi mutlu olduğu şekilde yaşması için özgür bırakmayı öğrenmemiz gerekir. Cennet, hayatın zenginliğini onun farklılığında görebilen ve bu farklılıklar arasındaki köprüleri sevgi ile örebilen insanların ulaşabileceği bir makam ve mekândır. Cennete yolculuk iyi niyetle başlar, sevgi ve bilgi ile yürünür, umut, güven ve mutluluk ile son bulur. Cehenneme yolculuk ise, kötü niyetle başlar, cehalet ve zorbalıkla yürünür, endişe, korku ve acı ile son bulur.

 Yusuf Suiçmez

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.