Hristiyanlık Mirasının Korunması Yasası
Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu 2014 Dini Özgürlükler Raporunun Türkiye bölümüne Kuzey Kıbrıs’ı da dahil ederek yayımladı. Raporda Türk hükümetinin geçtiğimiz yıllarda azınlık topluluklarının mülkiyet hakları, dini kıyafetler ve eğitim dahil olmak üzere dini özgürlüklere ilişkin bazı reformları hayata geçirdiği; ancak buna rağmen bazı önemli endişelerin devam ettiği vurgulanmaktadır. Bu endişeler bağlamında da hükümetin tüm dini grupların mülkiyet edinme, ibadet yerlerini tamir etme ve din adamı yetiştirme gibi haklarının kısıtlandığı zikredilmekte ve bazı azınlık inanç gruplarının zamanla kaybolması riski olduğuna değinilmektedir.
Raporda Türkiye’nin kontrolünde -raporda occupation yani işgal kelimesinin kullanılması dikkat çekicidir- olan Kuzey Kıbrıs’ta dini özgürlüklerin sürekli olarak ihlal edildiği vurgulanarak Türkiye’nin kilise mallarını iade etmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Bu rapora paralel olarak Amerika Birleşik Devletler (ABD) Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi’nde kabul edilen Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’taki Hıristiyan mirasın korunması ile ilgili yasa tasarısı Türkiye ve KKTC’nin hem iktidar hem de muhalefetinin tepkisini çekti. Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi Parti milletvekili Ed Royce tarafından sunulan teklif (H.R. 4347 – Turkey Christian Churches Accountability Act), Türkiye’yi hem Türkiye hem de KKTC’deki Hristiyan mülklerine el koyma konusunda ağır şekilde suçluyor. Tabii ki el konulan Müslüman mülklerine değinmeden… Tabii burada sadece bu raporu hazırlayan ya da hazırlatanları suçlamak yeterli değildir. Biz kendimiz, kendi maddi ve manevi değerlerimize ne kadar sahip çıktığımızı da sorgulamamız gerekmektedir. Bence KKTC ve Kıbrıs’ın genelinde Müslüman mülklere verilen zarar Hristiyan mülklerine verilen zarardan daha fazladır.
Türkiye için bağlayıcı olmayan bu tasarının üst komitelerden de geçerek yasalaşması halinde ABD Dışişleri Bakanı, 2021 yılına kadar Senato ve Temsilciler Meclisi’nin dış ilişkiler komitelerine yıllık olarak rapor sunmak zorunda kalacak. Bu ise Hristiyanlara ait mülkler ve dinin 2021 yılına kadar siyasi bir argüman olarak kullanılacağı anlamına gelmektedir. Tabii ki burada sorun Hristiyanlık kültürünün korunması için girişilen çabada değil; neden şimdi ve sadece Hristiyanlık kültürü için bu çabanın gösterilmesindedir. Eğer tasarı farklı inançları da kapsayacak şekilde genişletilerek sunulmuş olsaydı ve bunun içerisinde Hristiyanların mülklerine de vurgu yapılsaydı, ayrıca camilerden çalınmış değerli eserlere de değinilmiş olunsaydı akla din üzerinden siyaset mi yapılıyor sorusu gelmeyecekti. Bilindiği üzere eski eser kaçakçılığı uluslararası suç şebekelerinin işidir. Nitekim Lefkoşa Selimiye Camii’nden çalınan tarihi Yavuz Sultan Selim’in kılıcı ve trilyonluk antik halılar, Din İşleri Başkanlığı’ndaki Yavuz Sultan Selim dönemine ait tarihi elyazması Kuran-i Kerim ve başka eserler kayıp durumdadır. Eğer raporda bunlara da değinilmiş olunsaydı, raporun iddia edildiği gibi Dünya kültür mirasının korunması için yazıldığı konusunda şüphe olmayacaktı.
Tasarının özellikle Cumhuriyetçiler tarafından Kongreye sunulmuş olması, bu tasarının aslında ABD iç siyasetinin bir malzemesi olarak kullanılmak istendiği izlenimini vermektedir. Bilindiği üzere ABD seçimlerinde Türkiye Obama’ya yani Demokratlara destek vermişti; dolayısıyla da bu tasarının muhalefet kanadı olan Cumhuriyetçiler tarafından, karşı bir hamle olarak ileri sürülmüş olması kuvvetle muhtemeldir. Bundan dolayı da Yasa tasarısının sonraki süreçlerde hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’dan onay alması oldukça güç gözükmektedir.
http://www.havadiskibris.com/Yazarlar/yusuf-suicmez/hristiyanlik-mirasinin-korunmasi-yasasi/4973
Yusuf Suiçmez