Sıra KKTC’de (Cumhurbaşkanı Seçimi)
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının belli olmasının ardından KKTC Siyasetinde de Nisan 2015’de yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimi daha yoğun bir şekilde gündeme gelmeye başladı. KKTC Cumhurbaşkanlığı için basında isimleri öne çıkan aday adayları mevcut Cumhurbaşkanı Eroğlu, ikinci Cumhurbaşkanı Talat, Meclis Başkanı Sibel Siber, müzakereci Kudret Özersay ile eski Lefkoşa Belediye Başkanı Mustafa Akıncı’dır.
Sayın Özersay ve Sayın Akıncı’dan birisinin ya da her ikisinin aday olması durumunda, parti adayı değil de bağımsız aday olmaları beklenmektedir. Ancak bazı çevreler, Sayın Eroğlu’nun aday olmaması durumunda Özersay’ın sağın adayı olarak çıkabileceğini dile getirmektedirler. Sayın Akıncı’yı ise solun adayı olarak zikredenler bulunmaktadır. Farklı bir söylem ise Akıncı’nın TDP’nin adayı veya desteklediği aday olarak çıkacağı şeklindedir. Bu görüş, özellikle TDP’nin Lefkoşa Belediyesini kazanmasından sonra yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Özersay’ın adının siyasette anılması ise öncülüğünü yaptığı Toparlanıyoruz Hareketi’nin siyasi bir harekete dönüşeceği şeklindeki algılar ile gündeme gelmeye başladı. Yakın zamanda ise basına yansıyan açıklamalarına baktığımızda ise cumhurbaşkanlığı adaylığına oldukça sıcak baktığı anlaşılmaktadır.
Şu anda esen havaya baktığımızda sağın adayının Sayın Eroğlu’nun olacağı anlaşılmaktadır. Sayın İrsen Küçük’ün oldukça sıkıntılı bir şekilde siyasetten tasfiye edilmesinin arkasında da Eroğlu’nun bu arzusunun yattığı kabul edilmektedir. Demokrat Parti’nin aday çıkarmaması ve Eroğlu’nu desteklemesi durumunda, Eroğlu’nun tekrar Cumhurbaşkanı seçilebilmesi ihtimali güçlenecektir. Son dönemlerde Eroğlu’nun sağlık durumu ve yaşını ileri sürenler, aday olmasının doğru olmayacağını ileri sürseler de eleştirileri yapanlar henüz daha alternatif bir isim ileri sürememişlerdir. Tabii ki, her ne kadar dillendirilmese de İrsen Küçük’ün belli bir gücü olduğu bilinmektedir. Bu yüzden de sürpriz adaylardan olabileceği söylenmektedir; ancak kendisinden bu yönde herhangi bir açıklaması en azından bizim bilgimize gelmedi. Ancak Küçük’ün, UBP içindeki gücünü Eroğlu’na taraf değil de aleyhine kullanması durumunda, Eroğlu’nun adaylığı için oldukça büyük bir sıkıntı yaratabilir.
Sayın Talat’ın cephesinde de bir belirsizlik bulunmaktadır. Çünkü CTP içindeki dengeler henüz ortak bir aday tespit edebilecek bir düzeye erişmemiş gözükmektedir. Bu durum CTP’nin çıkaracağı aday için bir dezavantaj yaratıyor ki Talat, yaptığı açıklamada partinin bu konuda hızlı karar vermesi gerektiğine vurgu yapma ihtiyacı hissetti. CTP içerisinde Talat dışında Meclis Başkanı Sibel Siber’in de adı geçmektedir. Sayın Siber’e sempati ile bakan oldukça fazla insan bulunmaktadır. Buna dayanarak olsa gerek, basına yansıyan açıklamasında, kamuoyunun referans alınması gerektiğini belirtti. Bu durum, CTP içinde Talat ve Siber isimlerinin epeyi tartışılacağı anlamına gelmektedir. Talat ile önceleri yaptığım bir görüşmede ortamın uygun olması durumunda aday olabileceğini söylemişti. Basına yansıyan son açıklamalarında ise bu konuda partinin karar vermesi gerektiğini belirtti. Anlaşılan şartlar henüz daha istediği kıvama gelmemiştir. Bu arada basında adaylığı gündeme gelen bir diğer isim de Başbakan Özkan Yorgancıoğlu’dur. Yorgancıoğlu ismini kamuoyunun gündemine getiren Güzelyurt milletvekili Mehmet Çağlar’dır. Çağlar’ın parti geleneğine dayandırdığı adaylık söyleminin arkasında, farklı bir duyum var mı henüz açıklık kazanmamıştır. Ancak Sayın Yorgancıoğlu’nun aday olması durumunda, seçim dengelerinin tamamen değişmesi olasılığı vardır. Bu değişikliğin etkilerini ise şimdiden kestirmek olası gözükmemektedir.
Türkiye’nin çözüm yönündeki politikasında kararlı bir irade ortaya koyması durumunda, Talat ve Eroğlu’nun siyasi misyonlarının KKTC halkının haklarının korunması ve geliştirilmesinde nasıl bir etki yaratacağı üzerinde kafa yormak lazım. Talat’ın Annan Planı dönemindeki tavrı, çözüm yönünde samimi bir tavır olarak değerlendirilmişti. Ancak Annan Planı’nın yeterli bir plan olmadığı kanaatimi belirmek zorundayım. Buna rağmen çözüm için bir zemin olduğu da açıktır. Nitekim Sayın Eroğlu’da, müzakere sürecini Talat’ın bıraktığı yerden devam ettireceğini ifade ederek bunu doğrulamıştır.
Eroğlu, Cumhurbaşkanı adaylığı kampanyaları sürecinde, halka açık bir müzakere süreci yürüteceğini ifade etmişti; ancak Talat’tan daha açık bir müzakere süreci yürüttüğünü ileri sürmek oldukça güçtür. Talat döneminde en azından somut bir plan ve maddeleri üzerinde tartışılıyordu, Eroğlu döneminde ise halka kapalı bir politika izlenmiş ve izlenmektedir. Bu durum, çözüm yönünde ciddi bir siyasetin izlenmediği ya da halkın süreçten uzak tutulmaya çalışıldığı izlenimini yaratmaktadır. Eroğlu ile daha önce yaptığım bir görüşmede, kendisinin Annan Planı’na “hayır” demesinin, taviz politikalarına karşı bir kalkan olduğunu ima etmişti. Bu durumun cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmasında oldukça etkili olduğu kanaatindeyim. Çünkü Güney Kıbrıs’ın çok büyük bir oranda Annan Planı’na “hayır” demesi, doğal olarak halk arasında yeni çözüm sürecinde oldukça büyük tavizler verilecek korkusunun yayılmasına sebep olmuştu.
Cumhurbaşkanının ayni zamanda müzakereci sıfatını da taşıması, bu seçimi daha da önemli kılmaktadır. Çünkü bu seçim ayni zamanda Kıbrıs sorunun nasıl bir çözüme kavuşturulması gerektiği yönünde de halkın iradesinin ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Kıbrıs sorununun çözümü için üç farklı siyaset bulunmaktadır. Bunlardan birincisi KKTC’nin bağımsız bir devlet olarak tanıtılması siyasetidir ve bu siyaset Rahmetli Kurucu Cumhurbaşkanı R. R. Denktaş ile özdeşleştirilmişti. İkinci çözüm yolu ise Güney Kıbrıs ile birleşik bir çözüm siyasetidir ki, bu çözüm yolu özellikle Talat ile özdeşleştirilmiştir. Eroğlu’nun siyasi çizgisine baktığımızda, KKTC’nin bağımsızlığını savunmaktan çok KKTC’nin temel olarak kabul edildiği daha çok federasyona dayalı bir birleşik Kıbrıs tezini savunduğu izlenimi oluşmaktadır. Kıbrıs sorununun çözümü için var olan bir başka alternatif siyaset ise KKTC’nin Türkiye ile birleşmesidir. Ancak bu çözüm yolunu açık olarak savunan hiçbir Cumhurbaşkanı adayı çıkmamıştır.
Özellikle Sayın Denktaş’ın gizli ajandasında bu çözüm yolunun bulunduğu defalarca dillendirilmiştir. Bu görüş, açık olarak sadece Türkiye eski bakanlarından Egemen Bağış ve KKTC eski bakanlarından Zorlu Töre tarafından dillendirilmiştir. Ancak bu görüş hiçbir siyasi parti tarafından sahiplenilmemiştir. Aslında Cumhurbaşkanlığı adaylarından birisinin bu siyaseti savunmasının, hem çözüm hem de halkın gerçek iradesinin tespiti için oldukça faydalı olacağı kanaatindeyim. Nitekim halkların ortak iradesine dayanmayan dıştan dayatma çözüm arayışlarının, 1960’da da olduğu gibi çözümden çok sorun yarattığı bilinmektedir. Suriye, Irak, Libya ve dünyanın birçok yerinde dışardan dayatmalarla gelen çözüm arayışlarının, çözümden çok sorun yarattığı diğer örneklerdir. Sonuçta demokratik bir dünyada en doğru kararları halkların verdiğini kabul etmek gerekir. Bunun için de halkların önüne dünyadaki güç merkezlerinin dayattığı çözüm önerilerini değil; halkların gerçek iradesini ortaya çıkaracak olan çok yönlü çözüm önerilerini sunmak gerekir. Tabii ki toplumların demokratik yollarla verdikleri kararlara da, iç muhalefet dahil herkesin saygı duyması gerekmektedir.
Tabii ki Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde, Başbakanlığı dönemindeki çözüm için bir adım önde politikasının devam ettirilip ettirilmeyeceği, yeni seçilecek Cumhurbaşkanının siyasi misyonunun belirlenmesi ve Türkiye ile sağlıklı ilişkilerin kurulabilmesi için oldukça önemli bir ölçü olacaktır. Kıbrıs Türk halkı, bu konuda oldukça hassas olduğu için Cumhurbaşkanlığı için adı geçen diğer adayların da Kıbrıs sorununun çözümü için Talat ve Eroğlu’ndan farklı olarak, adaylıklarını gerekli kılan gerekçeleri ortaya koymaları gerekir. Tabii bağımsız bir adayın Cumhurbaşkanlığını kazanması oldukça zor gözükmektedir. Ancak tüm partilerin anayasa değişikliğine destek vermesine rağmen, halkın bu değişikliğe hayır demesi, siyasete ve siyasi partilere olan güvensizlik olarak yorumlanmakta ve bu durum bağımsız aday olmak isteyenleri cesaretlendirmektedir.
Öngörüde bulunmak için erken olmasına rağmen, adaylarda bir değişiklik olmaması durumunda bu bilgiler ışığında şu anki aday adaylarının durumundan hareketle genel bir değerlendirme yapacak olursak, KKTC’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Türkiye’dekinin aksine ikinci tura kalacağını söyleyebiliriz. İkinci turda ise ne olacağı ile ilgili bir değerlendirme yapabilmek için oldukça erken olduğu kanaatindeyim.
http://www.havadiskibris.com/Yazarlar/yusuf-suicmez/sira-kktc-de-cumhurbaskani-secimi/5279
Yusuf Suiçmez