Son günlerde kamuoyunda cinsel taciz söylemeleri, siyasetçilerin adı ile anılmaya başladı. Baykal, MHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Didinmez ile eski İstanbul İl Başkanı İhsan Barutçu’nun cinsel içerikli kasetler sebebiyle siyasi hayatlarının değişmesi, İtalya Başbakan’ı Berliskoni’nin cinsel taciz suçlarından başının belaya girmiş olması, şimdi de Uluslararası Para Fonu (IMF) İcra Kurulu’nun, IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn’ın cinsel taciz suçlaması sebebiyle tutuklanması, cinselliğin insan hayatında ne kadar etkili ve önemli olduğunu görmek için yeterlidir.
Ne yazık ki insan hayatında bu kadar etkili olan cinsellik hakkında sağlıklı bir eğitim programı geliştirilememiştir. Kimilerine göre şeytani bir eylem olarak görülen cinsellik kimine göre, hayatın gayesi kimine göre de kutsallığın zirvesi şeklinde algılanmaktadır. Bu üç anlayışta cinselliği gerçek anlamda anlamamız için yeterli değildir. Çünkü her üç görüş de tamamen bu görüşleri ileri sürenlerin duygu ve düşüncelerini yansıtmaktadır. Cinsellik insanlığın varoluş serüveninin ilk ve son durağıdır. Çünkü canlıların var olma ve yok olmaları üreyebilme süreçlerini devam ettirebilmelerin bağlıdır. Tabi ki cinselliği sadece üreme ile de açıklayabilmek mümkün değildir. Çünkü cinsellik, insanın kendine ve paylaşımcı cinse (karşı cinse) nasıl baktığımızı da ortaya koyan önemli bir olgudur.
Bu itibarla da cinsellik bir kişilik meselesidir. Çünkü karşı cinsi sadece cinsel egolarınızı tatmin edeceğiniz bir araç olarak bakarsak, o zaman insana ve insanlığa bakışınızda da, ahlaki bir zaaf ortaya çıkar. Çünkü cinsel saldırganlık ve istismarların arkasında yatan ana etkenlerden bir tanesi bu yanlış bakış açısıdır. Bu tür davranışlarda karşı tarafın bedenine ve ruhuna saygı yoktur. Bu tür ilişkilerin düşünce arka planında sevgi değil üstünlük ve güç gösterisi bulunmaktadır. İslam inancına göre cinselliğin ana gayesi, insanlığın ortak ahlaki değerlerinde buluşarak bunları korumak için hayatı paylaşmaktır. Bu durum Kuran-i Kerim’de açık olarak ifade edilmiştir. Bu anlayışa göre cinsellik tamamen fiziki ve bedensel bir olay değildir. Çünkü cinselliğin temel amaçlarından birisi de aşk ve sevgi temelinde birlikte yaşamayı öğrenmektir.
Bu vesile ile de de aşk, sevgi ve saygıyı canlı tutmanın bir aracıdır. Bu yüzdendir ki Kuran-i Kerim’de kadın ver erkek arasındaki ilişkide sevgi ve rahmetin esas olduğu açık bir şekilde ifade edilmiştir. Bu açıdan bakıldığında cinsellik, bir bakıma insan olmak ve insani sorumluluğu taşımayı öğrenmektir. Cinselliğe bu gözle bakamayanların sağlıklı bir evlilik ve yuva kurmaları mümkün olmadığı gibi insani ilişkilerini de sağlıklı bir şekilde yürütmeleri mümkün değildir. Çünkü hiçbir insan samimi bir dostluk ve içten bir sevgi olmadan sadece bir tatmin aracı olarak kullanılmayı istemez. Bundan dolayıdır ki tacize uğrayan insanlar, cinsel bir ilişki yaşamış olsalar da bu yaşadıklarından dolayı en büyük ıstırap ve sıkıntıları çekmektedirler.
Aynı şekilde fuhşa zorlanan kadınların ya da baskı altında cinselliği yaşamak zorunda kalan eşlerin cinsel bir mutluluk yaşamaları mümkün değildir. Hz. Muhammed bir hadisinde: “Siz nasıl oluyor da kadınları önce dövüp sonra akşam olunca onlarla birlikte aynı yatağı paylaşabiliyorsunuz?” diyerek, cinsellik ve davranış arasında olması gereken uyuma dikkat çekmiştir. Başta zikrettiğimiz örneklerden de anlaşılacağı üzere, cinsellik eğitimi her yaş ve kademe için gereklidir. Ancak bizim toplumumuzda cinsellik hâlâ daha bir tabudur ve bu yüzden pek çok yanlış anlayış ve davranış sorgulanmadan bir kader gibi algılanıp yaşanmaktadır.
Yusuf Suiçmez
Havadis Gazetesi