Anavatan-Yavruvatan İlişkisi

Büyük bir çoğunluk tarafından KKTC-TC İlişkisi, Anavatan-Yavruvatan ilişkisi şeklinde tanımlanmaktadır. Bu tanımlama Kıbrıs Türk halkı ile Türkiye Cumhuriyeti halkları arasındaki kültürel ve siyasi yakınlığı ifade etse de, sağlıklı bir ilişkiyi ifade etmemektedir. Çünkü bu ilişkiden hem anne tarafı hem yavru tarafı şikâyetçidir.
Türkiye ve KKTC ilişkilerini sadece siyasi çıkarlara dayalı ilişkiler olarak görmek doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü Kıbrıs Türk halkı ile Türkiye arasındaki ilişkiler, tarih, kültür, inanç ve siyasi kader birliğini de içeren ilişkilerdir. Çünkü Kıbrıs Türk halkı, dili, dini, tarihi ve kültürü itibari ile Türkiye’ye Güney Kıbrıs Rum kesiminden çok daha yakındır.
Şu bir gerçek ki, Kıbrıs Türk halkı KKTC tanınmadığı müddetçe, kendi ayakları üzerinde durabilecek bir ekonomi ve siyasi sistem kuramaz. Çünkü tanınmamış bir ülke ne para basabilir ne de kendi ekonomik sistemini kurabilir. Dolayısıyla kendi kendimizi yöneteceğiz söylemini gündeme getirenlerin kendi siyasi ve ekonomik düzenlerini kurabilmeleri için öncelikle KKTC’ye sahip çıkmaları gerekmektedir. Aksine bu söylemi dillendirenler KKTC’yi reddeden ya da görmezden gelenlerdir.
Anavatan ve Yavruvatan ilişkilerinin yakın dönemdeki tarihi seyrine baktığımızda, hem annenin hem de yavrunun birçok konudan şikâyetçi olduğunu görürüz. Anavatan, Yavruvatan’ı, işini iyi yapmamak ve verilen paraları çarçur etmekle suçlamaktadır. Yavruvatan ise Anavatan’ı sürekli kendi işine karışan, yaptığı yardımları ikide bir yüzüne vuran ve kendi ayakları üstünde durmasını öğrenmesini engelleyen bir anne olmakla suçlamaktadır. Tabii bu arada ananın gönderdiği paraları teslim ettiği siyasetçi ve bürokratlardan hesap sormak yerine her nedense sadece yavruya yüklenmesini de sorgulamak gerekir. Anlaşılan ana, bir takım hesaplar ile yavrunun bazı yaramazlıklarına göz yummakta ya da annenin temsilcileri, anneden gizli işler çevirmektedir.
Ana, yavruya yardımcı olsun diye paralar ile birlikte memurlar da göndermektedir. Bu memurlar bazen yavrunun işini o kadar çok karışıyorlar ki, yavru isyan edip: “Ne paranı ne de memurunu isterim” diye bağırmaktadır. Tabii ki yavru böyle bağırırken diğer taraftan da ananın parası ne olursa olsun, annenin sütü gibi helaldir deyip ananın parasını geri çevirmemekte, şikâyet etse de kendisini ananın memurlarına mahkûm hissetmektedir.
Ana, bazen yavrunun dini inançlarına da karışarak, onu imana getirmeye çalışmaktadır. Bunun için de ona camiler yapmakta, imamlar hatta müftü bile tayin etmektedir. Yavrunun bazı evlatları ise ne camini ne de hocanı isteriz diye şikayet etmektedir. Bu şikayete ahlaki çöküntüyü getiren kumarhane ve gece kulüplerini sen benim başıma sardın cevabını da eklemektedir. Ana her hâlükârda yine de bildiğini yapmakta ve yavrusuna olan sevgisi sebebiyle olsa gerek camii paralarının bir kısmının da çarçur edilmesine göz yummaktadır.
Ana, yavrunun su ihtiyacını da dikkate alarak, yavruya denizin altından su getirmek için çalışmaktayken, yavru ise ananın sudan bahaneler ile su projesi hakkında bile kendisini bilgilendirmemesinden şikâyet etmektedir. Anlaşılan ana hala daha yavrunun su işleri ile uğraşacak kadar büyümediğini, su işlerine karışırsa boğulacağını düşünmektedir. Ya da, yavrudan habersiz işler çevirerek, ben ne dersem o olur mesajını vermeye çalışmaktadır.
Bu arada yavru daha önce boşandığı komşunun kızıyla tekrar nikâh kıymak için uğraşmakta, ancak ana tarafı bu nikâhın karşılıklı anlaşarak değil de görücü usulü ile halledilmesini istemektedir. Yavru ise evlenecek olan benim, sana ne diye isyan ederek, anaya karşı çıkmaktadır. Tabii komşu kızının geçmişi de pek güven verici olmadığı için ananın korumacılık iştahı daha da kabararak, yavruya sen bilmezsin ben bilirim cevabını vermektedir. Bu arada komşunun kızı da boşanmadan önceki ortak eve ve mirasa tek başına konduğu için yeniden nikâhlanmaya pek sıcak bakmamaktadır.
Tabii ana, hala daha yavrusunun büyüdüğü kanaatinde olmadığı için onu kendi başına bırakmak niyetinde değildir. Hatta onu, boşandığı eve tekrar dönmemek için ana evine daha da bağımlı hale getirmeye çalışmaktadır. Yavru ise ben büyüdüm ve kendi evimin efendisi olmak istiyorum diye haykırmaktadır; ama eski evine eski eşi konmuş yeni evine ise beğenmediği için sahip çıkmaktadır. Tabii bu efeliğe kızan ana, bak fazla ileri gidiyorsun dikkat et, yoksa mamanı keserim, ya da bırakır giderim öcüler de seni ham yaparlar deyince, yavru itirazlarından biraz geri adım atmaktadır.
Arada cesaretlenen yavru, anasına özenip ben de bayrak isterim, marş isterim para isterim, tanınmak isterim, özgürlük isterim şeklinde çıkışlar yapmaktadır. Tabii ki, ana bunlara da kızıp sen daha bunları isteyecek yaşa gelmedin, benimkilerle idare et cevabını vermektedir. Ana ve yavru arasındaki tartışmalar büyüyünce de ana seni gidi besleme seni diye kızmakta, yavru da seni gidi işgalci seni diye bağırarak cevap vermektedir.
Anne ve yavru arasındaki bu ilişkiyi dışarından izleyenler, bu ilişkinin sağlıklı olmadığını fark etmektedir. Bu ilişkinin düzelmesi için öncelikle karşılıklı olarak birbirinin hak ve hukukuna saygı duyulması gerekmektedir. Bu bağlamda annenin, yavrusunun kırk yaşlarına yaklaştığı, dolayısıyla da kendi kendine bir şeyler yapabileceğini kabul etmesi gerekir. Yavrunun ise, kendisini var eden ve besleyen anaya karşı atadan ve aile olmaktan gelen saygıyı göstermesi lazımdır. Bu yapılamazsa, aile arası ilişkilerdeki çatlak git gide büyüyerek daha da büyük aile içi huzursuzluklara yol açacaktır.
Aslında Kıbrıs Türk halkının eski aile yapısı ve anlayışı değiştiği için doğal olarak, siyasi ilişkilerinde de ana-yavru ilişkilerine bakış değişmiştir. Bu değişiklik, aile içi saygı ve dayanışmadan çok aile fertlerinin her birinin kendi zevk ve çıkarlarını öne çıkarması yönünde olduğu için yeni ilişki tarzında aile duygusallığından çok çıkarlar öne çıkmaya başlamıştır. Tabii ki, hem yavrunun hem de annenin, bu karışık ortamda aile içi saygı ve dayanışma olmadan, çıkarlarının da korunmasının mümkün olmayacağını fark etmeleri lazımdır.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.