Kıbrıs Sorununda Son Durum

Kıbrıs Sorununda Son Durum

Türkiye, Rum tarafının tek taraflı olarak enerji kaynaklarını kullanmaya çalışmasına, doğal olarak tepki koydu. Türkiye’nin bu tepkisi Rum tarafının görüşme masasından çekilmesi ile sonuçlandı. Rum tarafının bu tavrı ise Birleşmiş Milletler raporunda eleştirilmelerine de neden oldu.

Anastasiatis ise bu gelişmeler sonrası Türkiye’den bu eylemini sürdürmeyeceğine dair garanti talebinde bulundu. Ancak Türkiye bu konuda herhangi bir garanti vermedi aksine navtex süresini uzatmayı ve bölgede arama ve kazı amacıyla bir platform satın almayı gündeme getirdi. Türkiye’nin bu tavrı, haklarını savunma konusundaki kararlılığının, bir oldubittiye izin vermeyeceğinin bir ifadesiydi.

Tabii bu arada 2014 BM raporunda Türkiye’nin faaliyetlerine değinilmemiş aksine Türk tarafının izole edilmesine değinilmiştir. Bu durum Güney Kıbrıs yöneticileri tarafından masaya geri dönüş için baskı olarak yorumlandı. 2015 raporunda ise Türk tarafına uygulanan izolasyonlara değinilmemiş olması, Rumların tepkilerinin etkili olduğu, Türk tarafına olan sempatinin zayıfladığı görüntüsü verdi.

Bu arada Türkiye’nin Kıbrıs bayraklı gemilere koyduğu ambargoların kaldırılması ve enerji kaynaklarının görüşülmesi gündeme geldi; ancak görüşmelerin kopmuş olması sebebiyle herhangi bir adım atılamadı. Bu arada Dış İşleri Bakanı Özdil Nami raporda Türk tarafının enerji kaynaklarındaki ortaklığına vurgu yapılmamasını eleştirdi. Nami’nin bu eleştirisi haklı bir eleştiridir. Çünkü hem Kıbrıs Cumhuriyeti temelinde müzakerelerin yürütüldüğünü savunmak, hem de Türk tarafının Cumhuriyetten doğan haklarına vurgu yapmamak açık bir çelişkidir.

Bu süreçte, Güney basınında Mal Tazmin Komisyonu’na başvuran Rumların sayısındaki artış gündeme geldi ve verilen rakamlara göre Türk tarafı 270 milyon Avro ödeme yapmıştır. Bunun karşılığı olarak da 12 milyon metrekarelik arazi Türk tarafına devredildiği belirtilmiştir Bu durum mülkiyet meselesinde Türk tarafına önemli bir rahatlama sağlamış oldu. Bu rakamlar doğru ise bir çözüm durumunda Türk tarafı toprak vermek zorunda kalmayacaktır. Güneydeki ekonomik kriz, bu komisyona başvurunun artmasının ana sebeplerinden birisidir. Çözüm umutlarının zayıflaması da bu başvuruların artmasında etkili olmuştur.

Bu başvuruların aynı hızla devam etmesi durumunda, ileride Türklerin Güney’den arazi alacaklı duruma gelmeleri de mümkündür. Özellikle toprak sorununun çözümü, Kıbrıs sorununun çözümünü de kolaylaştıracaktır. Ayrıca Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun geçmişte Mal Tazmin Komisyonu’nun kurulmasına karşı çıkmış olmasının, siyasi bir hata olduğu şimdi açık olarak ortaya çıkmıştır. Hatırlanacağı üzere, Mal Tazmin Komisyonu’nun kurulmasını UBP kanadından Tahsin Ertuğruloğlu savunmuş; bu yüzden de Eroğlu dahil bazı UBP’liler tarafından kınanmıştı.

Güney Kıbrıs’ın iflasın eşiğine gelmiş ekonomisinin tekrar düzelebilmesi, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda adım atabilmesine bağlıdır. Türkiye’nin de bölgedeki haklarını savunabilmesi de aynı şekilde Kıbrıs sorunun çözümüne bağlıdır. Kıbrıs sorununun çözümü sadece Kuzey ve Güney Kıbrıs halkları için değil Türkiye’nin AB’ye girmesi dâhil bölge barışının sağlanması için de önemlidir.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine girdiğimiz bu süreçte, adayların iç sorunlarla birlikte Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgili olarak, yaklaşım farklarını da açıklamaları, vatandaşların oy kullanırken tercihlerini kolaylaştıracaktır. İç ve dış siyasetle ilgili somut çözüm önerileri sunamayan adayların, desteklenmesi bence anlamsız olacaktır.

http://www.havadiskibris.com/Yazarlar/yusuf-suicmez/kibris-sorununda-son-durum/6927

yusuf

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.