Rumlar ile Futbol Maçı Yapmak

Rumlar ile Futbol Maçı Yapmak

KKTC Futbol Federasyonu’nun KOP (Kıbrıs Futbol Birliği)’a üye olması konusu Hasan Sertoğlu’nun federasyon başkanlığına gelmesi ile 2013’den beri yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandı. 1934’de kurulan KOP’un kurucu kulüplerinden birisi 1930’da kurulan Çetinkaya Türk Spor Kulübü’dür.

KOP 1948’de FIFA’ya üye olduğunda kurucu takımları arasında Çetinkaya Futbol Kulübü de vardı ve bu çatı altında ilk milli maç 1949’da oynandı. Çetinkaya Kıbrıs futbol tarihinde hem Kıbrıs genel liginde hem de 1955’de kurulun Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu liginde aynı anda şampiyonluk kazanmış tek takımdır.

Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu’nun kurulmasından kısa bir süre sonra EOKA’nın faaliyetlerinin başlaması bir tesadüf olmasa gerek. 1960’da Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından milli takım oluşturuldu ve 1962’de KOP’un UEFA’ya üyeliği kabul edildi.

Şüphesiz spor ve siyaseti ayrı düşünmek mümkün değildir. Ancak spor günlük siyaseti aşabilen ve global siyaseti belirleyen bir pozisyona gelebilmektedir. Öyle gözüküyor ki, özellikle futbol Kıbrıs sorununun ulusal düzeyini aşmış ve uluslararası siyasetini belirleyecek bir misyona doğru yol almaya başlamıştır. Çünkü futbolda atılacak adım, Kıbrıs sorunun siyasi çözüm şekli için de geleceğe yönelik bir etki yapacaktır. Nitekim bu etki dikkate alınarak, KKTC futbol federasyonunun KOP’a üyeliğine karşı çıkanlar, bu üyeliğin KKTC’nin bağımsızlığını ortadan kaldıracağını ileri sürmektedirler.

Nasıl ki, Türkiye Cumhuriyeti futbol takımları Güney Kıbrıs futbol takımları ile top oynadığında, bu Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanıdığı anlamına gelmiyorsa, KKTC’li gençlerinin Güney Kıbrıs futbol takımları ile maç oynaması da KKTC siyasetinin Güney Kıbrıs’ı siyasi egemen olarak kabul ettiği anlamına gelmeyecektir. Aynı şekilde Türkiye’nin KKTC’de futbol koordinasyon ofisi açılması da içeriğinin doğru doldurulması durumunda KKTC’nin bağımsızlığını ihlal etmeyeceği; aksine KKTC futboluna güç katacağı kanaatindeyim. Bu arada, Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı’nın KKTC’yi ziyareti esnasında, KKTC Futbol Federasyonu’nu ziyaret etmemesini doğru görmediğimi ifade etmem lazım. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin tanımadığı KKTC kurumlarını, başka ülkelerin tanıması ve dikkate almasını beklemek gerçekçi olmayacaktır.

İlginç olan sağ partilerin, KOP’a üyeliğin KKTC’nin bağımsızlığını ihlal edeceğini iddia ederken, sol partilerin ise Türkiye’nin KKTC’de futbol koordinasyon ofisi açma girişiminin KKTC’nin bağımsızlığını ihlal edeceğini iddia etmesidir. Bu durum KKTC siyasetinin henüz daha ortak bir milli siyaset geliştiremediğinin açık bir göstergesidir. Tabii ki, ilginç olan bir diğer durum ise TC-KKTC koordinasyon ofisinin kurulması için meclis kararının gerektiği ileri sürülürken, KOP’a üyelik için KKTC Futbol Federasyonu’nun tek başına yetkili olduğunun ileri sürülmesidir.

Bence içeriğinin doğru doldurulması durumunda KOP’a üyelik, KKTC’nin bağımsızlığını ortadan kaldırmaz. Aksine KKTC’nin uluslararası tanınmasının yolunu açar. Tabii ki, KKTC futbol federasyonunun KOP’a üyeliğinden daha önemli olan, bu üyelikten sonra idari yetkinin nasıl paylaşılacağıdır. Şüphesiz, KKTC Futbol Federasyonu KOP’a üyeliği kurumsal ortaklık değil de sadece kulüpler bazında bir ortaklık olursa o zaman bu bir intihar girişimi olur. KOP’un bugünkü idari yapısı dikkate alındığında, kurulacak olan ortak izleme komitesi dışında her iki federasyonun idari birimlerinin seçilmesi ve yasal yetkilerinin ne olacağı belli olmadığı için yapılmaya çalışılan antlaşmanın iyi ya da kötü olduğu şeklinde bir değerlendirmenin bu aşamada yapılması doğru olmayacaktır.

Basında da yer aldığı üzere FİFA ile yapılan ön görüşmelerde KKTC Futbol Federasyonu’nun kurumsal kimliğinin kabulü yanında, ortak izleme komitesinde Güney ve Kuzey Kıbrıs Federasyonları dörder üyeyle FİFA ise bir üye ile temsil edilecektir. Bu durum doğal olarak ihtilaf durumunda son sözün FİFA temsilcisi tarafından söylenmesine yol açacaktır.

Bu antlaşma KOP açısından, yetkisini kısmen de olsa Türk tarafı ile paylaşması demektir. Çünkü KOP şu anda tek başına tüm yetkileri kullanmaktadır. Bence KOP’un bu adımı Güney Kıbrıs’ın genel siyaseti ile uyuşmadığı için, Güney’de de kabul görmeyecektir. Çünkü izleme komitesinde Türk ve Rumların eşit temsiliyeti bence Türk tarafının siyasi tezlerine daha yakındır. Tabii ki, esas sorun izleme komitesinde değil; KOP’un idari yapısında Türk taraflarının temsil edilip edilemeyeceğindedir.

Bir antlaşmaya gidilmesi durumunda ortaya çıkacak olan bir başka sorun ise ortak ligde kaç Türk ve Rum takımının bulanacağı sorunudur. Çözüme kavuşturulması gereken bir diğer sorun ise şampiyonlar liginde Türk ve Rum taraflarının ayrı takımlarla mı yoksa tek bir takımla mı temsil edileceğidir.

Öyle anlaşılıyor ki, Güney ve Kuzey takımları tek bir federasyon altında bulunacakları için, şampiyonlar liginde sadece tek bir takımla temsil edilecekler. Diyelim ki, kapsamlı bir çözüm olmadan Türk takımlarından birisi şampiyon oldu, o zaman FİFA maçların KKTC’de oynanmasına izin verecek mi? Ayrıca, milli takımda Türk ve Rum futbolcuların temsil edilip edilmeyeceği de ayrı bir sorundur. Türklerin milli takımda temsil edilmelerinin kabul edilmesi durumunda, milli takımda oynayacak Türk ve Rum futbolcuların seçimi nasıl olacak? Tabii ki bu sorulara şu anda cevap verilmesi mümkün gözükmemektedir; ancak Güney ve Kuzey’in aynı federasyon çatısı altında birleşmelerine karar verilecekse, bu soruların cevabının bulunması zorunludur. Aksi takdirde bu tartışma ve uğraşlardan bir netice alınamayacaktır.

Burada önemli olan, bu antlaşma yapılırken Kıbrıs Cumhuriyeti’nin siyasi yapısı mı yoksa Annan Planı’nda ortaya çıkan siyasi yapının mı yoksa tamamen bunların dışında kalan bir siyasi yapının mı dikkate alınacağıdır. Çünkü ortak ligin genel mantığının, daha sonraları ortaklık devletinin kurulması durumunda ortaklık devletinin temel mantığı ile çelişmemesi lazımdır.

Şu bir gerçek ki, Kıbrıs Cumhuriyeti uluslararası kimliğini korumasına rağmen kurumsal yapısı çökmüştür. Bu yüzden de, ona bağlı olarak antlaşma yapmak imkânsızdır. Ancak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurumsal varlığını bir bütün olarak inkâr ederek, ne ortak bir futbol ligine ne de siyasi bir çözüme gitmek mümkün gözükmemektedir.

Benim kaldığım köyün takımı olan Değirmenlik Futbol Kulübü’nde Güney Kıbrıslı Rum futbolcular oynamaktadır. Değirmenlik halkı, bu Rum gençlere siyasetin ötesinde sporun birleştirici ruhu ile sahip çıkmaktadır. Bence insanların Türk, Rum ya da başka bir milli kimlik taşımaları insanı ilişkilerini sürdürmelerine asla engel olmamalıdır. Spor faaliyetleri, ahlaki değerlere ve belli kurallara bağlı olarak insani ilişkilerin yürütüldü en güzel faaliyetlerden birisidir.

Bu yüzden de, sportif ilişkilerin günlük siyasetin ötesinde insani ilişkiler olarak görülmesi daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır. Tabii ki, gençlerin spor yapma arzusunu Güney Kıbrıs siyasilerinin de aynı anlayışla ele alması gerekir. Bu yüzden Güney Kıbrıs’ın izlediği baskıcı ve Kıbrıs Türk halkının varlığını inkâr edici politikalara da prim vermemek lazımdır.

Ayrıca, sporun tamamen günlük çatışmacı siyasi anlayışların etkisi altında yürütülmesi, yetişecek nesilleri hem ruh hem de bedenen olumsuz etkileyecektir. Bence önemli olan, bu birlikteliğin şartlarını sporun evrensel ruhunu yansıtacak şekilde oluşturmayı başarabilmektir. Ben şahsen, KKTC Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Sertoğlu’nu cesur ve girişimci kişiliğinden dolayı takdir ediyorum. Ancak, bu girişimlerinin ne Kuzey ne de Güney siyasetçileri tarafından istismar edilmemesine dikkat etmesi gerekmektedir. Nitekim her iki tarafta da, bu yönde bir takım girişimlerin olduğu bilinmektedir. Bence tarafların hak ve hukukunu koruyan bir antlaşma olursa, bu tür girişimler başarısız olacak ve sporla birlikte hem Türk tarafı hem de Rum tarafı kazanacaktır.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.