Türkiye ve Başkanlık Sistemi

Türkiye ve Başkanlık Sistemi

Ak Parti’nin son milletvekilliği seçiminde büyük başarı göstererek tek başına iktidar olması doğal olarak başkanlık sistemine geçişi tekrar gündeme getirdi. Daha önceki bir yazımda başkanlık sisteminin olumlu ve olumsuz yönlerine değinmiştim. Bu yazımda konunun farklı yönlerine değineceğim.

Başkanlık sisteminin en güçlü tarafı koalisyon ve erken seçim hükümetlerine imkan tanımamasıdır. Son genel seçim öncesi yaşanan koalisyon tartışmaları, AKP’nin tekrar tek başına iktidar olmasını zorunlu hale getirdi. AKP tek başına iktidar olamamış olsaydı, şu anda hala daha koalisyon tartışmaları ile vakit geçirmek zorunda kalacaktık. Bölgedeki gelişmeleri dikkate aldığımızda bunun zaman kaybından başka bir işe yaramayacağı açıktır.

Şu bir gerçek ki, Türkiye’nin seçim barajını düşürebilmesi için de başkanlık sistemine geçmesi zorunludur. Çünkü birbirine yakın ideolojideki partilerin bile koalisyon kurmakta zorlandığı bir Türkiye’deki % 10’luk seçim barajının düşürülmesi durumunda meclise birçok parti girebileceği için hükümet kurulabilmesi neredeyse imkânsız hale gelecektir. Bu yüzden de başkanlık sistemine geçmeden seçim barajının düşürülmesi kamu yararına olmayacaktır. Başkanlık sistemine geçişle beraber, barajın düşürülmesi, hatta kaldırılması bile mümkün olacaktır. Çünkü başkanlık sistemi içerisinde meclis sadece yasa yapmakla ilgileneceği için, meclise çok farkı görüşlerin katılması daha kuşatıcı yasaların yapılmasını kolaylaştıracaktır.

Başkanlık sistemine geçmeden, yerel yönetimlerin yetkisini de arttırmak oldukça zor olacaktır. Çünkü Türkiye’nin demografik yapısına bakıldığında, yerel yönetimlerin yetkisini, merkezi yönetimin denetim gücünü azaltacak şekilde düşürmenin, bölücü hareketlere güç kazandıracağı endişelerini gündeme getirmektedir. Bununla birlikte Türkiye dar kalıplı milliyetçi söyleme dayalı devlet politikalarından, bölge üzerinde daha geniş işbirliğine açık politikalara yönelme ihtiyacı da hissetmektedir. Bu durum Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi mirasının ve değişen Dünya ve bölge şartlarının getirdiği bir zorunluluktur. Başkalık sistemine geçişi zorlayan en önemli etkenlerden birisi de bu durumdur.

Kürt, hatta Suriye sorununun çözümü de başkanlık sistemi içerisinde daha rahat gerçekleşebilir. Çünkü Kürt siyasal düşüncesi son dönemlerde demokrasi ve katılım yönünde bir irade göstermiş olsa da, hala daha bölücü unsurların etkisinden kurtulamamıştır. Bundan dolayı da Kürt siyasetinin de koalisyonlara dayalı bir sistem içerisinde arzulanan kazanımları elde etmesi son seçimlerde görüldüğü üzere oldukça zordur.

Tabii ki başkanlık sistemine geçiş sağlanırken sadece merkezi otoritenin güçlendirilmesi hedeflenmemeli. Ayni şekilde güçlenen merkezi idareye karşı birey ve farklı grupların hak ve hürriyetlerini koruyucu tedbirler de alınmalıdır. Aksi takdirde başkanlık sistemi etkin yönetim yerine baskıcı yönetimin aracı haline dönüşebilir.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.