Türk Medeni Kanunu’nun 335. maddesi uyarınca, “Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velayeti altındadır.” Bu hüküm, velayetin temelini oluşturur ve çocuğun bakım, eğitim, temsil gibi konulardaki haklarını kapsar. Velayet, sadece bir hak değil, aynı zamanda bir sorumluluktur. Anne ve baba, çocuklarının maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür.
Velayetin Ortak Kullanımı (TMK m. 336): Evlilik devam ettiği sürece, anne ve baba velayeti birlikte kullanırlar. Bu, çocuğun yetiştirilmesiyle ilgili kararların ortaklaşa alınması anlamına gelir. Velayet yetkisi doğal olarak çocuğun bakımı yanısıra ne giyeceğine karar verme hakkını da içerir. KKTC Hukuku’da TC hukuku ile bu konularda benzerlik göstermektedir. Doğal hukuk ve ahlakın gereği olarak çocuk üzerinde birinci derecede hak yükümlülük sahibi olan onu doğuran annesi ve ona bakan anne ve babasına aittir. Şüphesiz ki çocuğun üstün yararını enfazla düşünen ve koruyan onun anne ve babasıdır. Anne ve babaya ait ola bu hak ve görev ulusal ve uluslararası hukukun temel prensiplerinden olan üstün yarar ilkesi ileri sürülerek siyasi veya keyfi nedenlerle sınırlanamaz. Anne ve babanın bu yetkisi, çocuğuna temel insan hak ve hürriyetleri ile temel çocuk haklarının açık ihlalinin mahkeme kararı tespit edilmesi ile kısıtlanabilir. Mahkemeleri temsilen görev yürüten hakimler ulusal ve uluslararası hukukun temel ilkelerinden olan üstün yarar ilkesini yorumlarken siyasi ve ideolojik gerekçelere dayanarak bu hakkı sınırlayamaz. Çünkü ulusal ve uluslararası yasalar da velayet hakkının birinci derecede anne ve babaya ait olduğunu vurgulamaktadır.
Dini inançlar içten gelen isteği ifade eder. İçten gelmeyen bir inanç, inanç olamaz. Bu yüzden çocuklar buluğ çağına erene kadar dini inançların mükellefi değildirler. Bu süreçte anne ve baba çocuğunun üstün yararını gözeterek çocuğun kişilik gelişimini sağlama yükümlüğünü taşır ve bu süreçte de ne giyeceğine karar verir. Anne ve baba bu süreçte çocukları için dini, mini, transparan veya seksi kıyafet tercih etmeleri sebebiyle hukuki bir sorumluluk taşımazlar ve velayet hakları kısıtlanamaz. Çocuk buluğ çağına erişince kendi karar mekanizmasını oluşturmaya başlar. Esas itibari ile çocuğun bazı kıyafetleri buluğ çağından önce de beğenip beğenmeme yetisi vardır. Bu yüzden çocuğun tercih yetisi olmadığı genellemesi de hatalıdır. Ancak bu süreçte esas karar vericiler anne ve babalardır.
Meseleyi dini açıdan ele aldığımızda Hz. Muhammed’in kılık kıyafet tercihi sebebiyle herhangi bir kişiye dünyevi bir ceza uyguladığına dair hiçbir delil olmaması sebebiyle bu konuda kişilerin kendi sorumluluklarını taşıyarak tercih haklarını kullanma hakları vardır. Bu yüzden çağdaşlık veya dini inanç gerekçesi ile topluma kılık ve kıyafet dayatılmasının dini, ahlaki ve hukuki meşru bir zemini yoktur. Okullar ve de camiiler kamu kurumları oldukları için anayasal bir hak olan eşitlik hakkı çerçevesinde herkes bu kurumlardan eşit olarak hizmet alma hakkına sahiptir. Öğretmen veya imamlar kendi inanç ve ideolojilerine dayanarak bu hakkı kısıtlayamazlar. Sonuç olarak yasalarımıza göre çocuklar reşit olana kadar anne babanın velayeti altındadır. Bu da ne giyeceğine karar verme hakkını da kapsar.