Etiket arşivi: Enosis

Rumlar Enosis İstiyor mu?

Rumlar Enosis İstiyor mu?

Kıbrıs siyasi tarihinin en önemli söylemlerinden birisi de Rumların ENOSİS yani Yunanistan ile birleşmek istediği söylemidir. Hatta Türkiye Cumhuriyeti’nin 1974 harekatına sebep olan EOKA B’nin askeri darbe girişiminin bile ENOSİS’i gerçekleştirmek için olduğu ileri sürülmektedir. Bundan da öte Başpiskopos Makarios’un esas niyetinin Enosis olduğu da iddia edilmektedir.

Yaptığım araştırmada EOKA’nın bölünmesi sonrası, EOKA B’nin Makarios’a karşı düzenlediği askeri darbenin esas amacının Enosis olduğu ancak Makarios’un ilk başlarda bu tür söylemleri olsa da darbenin düzenlendiği dönemlerde böyle bir niyeti olmadığı; tam aksine Enosis’e karşı çıktığı için bu askeri darbenin gerçekleştiği kanaatine ulaştım.

Bugün ise Enosis söylemi artık adadaki bölünmüşlüğün gerçekleşmesi ve de Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye girişi sebebiyle güncelliğini yitirmiş gözükmektedir. Yeni siyasi konjonktürde bir enosisten bahsedilecekse, bu ancak Güney Kıbrıs’ın Yunanistan ile birleşmesi şeklinde ileri sürülebilir; Kıbrıs’ın tümünün Yunanistan’a bağlanması olarak değil. Peki, Güney Kıbrıs halkının yeni siyasi konjonktürde Yunanistan ile birleşme arzusu var mı? Kamuoyu yoklamalarına bakıldığında bu sorusunun cevabının “hayır” olduğu anlaşılmaktadır.

Peki, Güney Kıbrıs Yunanistan ile birleşse, Kuzey Kıbrıs’ın siyasi ve hukuki durumu ne olur? Bence bu durumda Kuzey Kıbrıs’ın tanınma ya da Türkiye ile birleşmesi yönünde karar vermesinin önü açılır. Tabii Kuzey Kıbrıs Türk halkının Güney Kıbrıs halkı gibi Türkiye ile birleşme arzusu var mı? Bunun da cevabı mevcut şartlarda “hayır” olarak gözükmektedir.

Sonuç olarak hem Kuzey hem de Güney halklarının anavatanlarla en azında mevcut siyasi konjonktürde birleşmeleri imkânsız gözükmektedir. O halde önlerinde tek seçenek olarak ortak bir çözüme gitmek kalmaktadır. Bu durumda da tarafların neden böyle bir çözüme gidemedikleri sorusunun cevabını aramak lazımdır. Tabi bu soruya tek bir cevap verilemeyeceği yaşanan tartışmalardan anlaşılmaktadır.

Kimilerine göre, aslında tarafların anlaşma yönünde gerçek bir istekleri yoktur; ancak uluslararası tepkileri azaltmak için anlaşmak istiyor gibi görüntü veriyorlar. Başka bir görüşe göre ise aslında Güney ve Kuzey anlaşmaya hazır ancak anavatanlar bu konuda tarafları serbest bırakmadıkları için anlaşma olmamaktadır. Bir diğer yoruma göre de, aslında anavatanların da ötesin ABD ve Rusya’nın arasındaki rekabet, çözümün oluşmasını engellemektedir.

Hazır Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılacak 7 adayın ismi kesinlik kazanmışken, adayların artık Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgili ciddi bir planları varsa bunu açık şekilde halk ile paylaşmaları gerekmektedir. Umarım adaylarımız bu konularda da düşüncelerini net olarak paylaşırlar ve vatandaşlar oy kullanırken hangi siyasi projeye oy verdiklerini net olarak görerek oy kullanırlar.

http://www.havadiskibris.com/Yazarlar/yusuf-suicmez/rumlar-enosis-istiyor-mu/7109

yusuf

Müzakerelerin Kopuş Süreci

Müzakerelerin Kopuş Süreci

Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olarak seçilmesinin ardından Anastasiadis’in Yunanistan Dışişleri Bakanı aracılığı ile kutlama mektubu göndermesi, iyi niyet göstergesi olarak yorumlanmış ve çözüm süreci için olumlu bir adım olarak görülmüştü. Ancak geçen kısa zaman içinde beklenilenin aksine Türkiye, Güney’in Kıbrıs Cumhuriyeti gerçeklerine aykırı politikaları sebebiyle, kriz bölgesine savaş gemisi göndererek tepkisini en ağır şekilde göstermiştir. Bu tepki Türkiye’nin bölgedeki gelişmeleri takip ettiği ve bir oldubittiye izin vermeyeceğinin açık bir sinyaliydi. Öyle gözüküyor ki, Türkiye’nin bu kararlı tutumu, Güney Rum kesiminde müzakerelerin askıya alınması şeklinde karşılık gördü. Peki, bu gelişmeler Kıbrıs sorununun çözüm aranırken, yeni bir çatışma ortamına doğru sürüklenme sürecinin başladığı anlamına mı gelmektedir? Bu sorunun cevabı için henüz erken ama taraflardan birisinin makul olmayı kaybetmesi durumunda, Kıbrıs sorununun çok daha karmaşık bir seyir izlemesi de muhtemeldir.

Güney Rum kesimi, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni savunurken, savunduğu cumhuriyetin ortak cumhuriyet olduğunu ve bu ortaklıktan doğan tüm haklarda Kıbrıs Türk halkının da hakkı olduğunu dikkate almadan hareket ettiği için bu noktaya gelinmiştir. Güney kesimi, bu ortaklığın bittiği iddiasında ise o zaman Kıbrıs Türk tarafının kendi iradesi ile hareket etme hakkına saygı göstermelidir. Çünkü Güney yönetimi siyasileri, Türk tarafını ve Türkiye’yi sıkıştırmak istediklerinde ortaklık Cumhuriyeti olan Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dayanmakta; ortaklığın getirdiği ortak menfaat ve hakların kullanılmasına gelindiğinde ise Kıbrıs Cumhuriyeti hiç yokmuş gibi hareket etmektedir.

Aksine Güney Rum kesimi KKTC halkının Kıbrıs Cumhuriyeti ortağı olduğunu unutarak, Türkiye ile siyasi sorun yaşayan İsrail ve Mısır ile enerji konularını görüşmek için masaya oturarak, çıkacak olan gazın bir kısmının Mısır’a satılması için bir gaz dolum ve dağıtım planı üzerinde görüşmeye başlamıştır. Tabii Güney tarafının bu yanlış adımlarında, içine düştüğü büyük ekonomik krizin de etkisi vardır. Ancak Güney yönetimi bu krizden çıkmak için yasal ortakları olan KKTC halkıyla işbirliğine gitmek yerine dışarıdan başka ortaklar arama yoluna saparak büyük bir hata daha yapmıştır.

Bence bu aşamadan sonra Kıbrıs Türk halkı ve Güney Rum halkının kendi gelecekleri ile ilgili karar verme hakları, BM ve AB tarafından tanınmalıdır. Güney Kıbrıs halkı, tek başına hareket etmek ya da Yunanistan ile birleşmek istiyorsa, bu hak onlara verilmelidir. Ancak bu seçeneklerden birisinin tercih edilmesi durumunda Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tamamen ortadan kalkacağını da bilmek gerekir. Ayni şekilde KKTC halkına da, İngiltere’de İskoçya’nın bağımsızlığı için yapılan referandumda olduğu gibi, bağımsız bir devlet olma ya da Türkiye ile birleşme konusunda da karar verme hakkı tanınmalıdır.

Kıbrıs sorunu çözüm umudu ile çözümsüzlük krizleri arasında daha önce de birçok gelgitler yaşamış ve nitekim bir çatışma sonrası bu duruma gelinmiştir. Yeni süreçte özellikle Kıbrıs deniz sahası içerisinde yeni enerji kaynaklarının bulunması, enerji piyasası aktörlerinin ülke siyasileri aracılığıyla halklar üzerine yeni baskı stratejileri geliştirmelerine yol açtı. Bu stratejinin bir gereği olarak her iki taraf halkı da hem siyasi hem de ekonomik baskı altına alındı ve bu günlere gelindi.

Tabii bu arada enerji devlerinin pastayı paylaşamaması durumunda, Kıbrıs sorununun daha büyük bir krize gebe olduğunu konu ile yakından alakalı herkes biliyor. Dış güçlerle bağlantılı enerji kaynaklarının paylaşımı yanında iç siyasetin de bu paylaşımdaki rolü, Kıbrıs sorunun hem güney hem de kuzeydeki siyasetin dizayn edilmesinde oldukça etkili bir rol oynadığı da bilinmektedir. Bu yüzden de iç siyasi dengelerin değişimi doğal olarak dış siyasi aktörlerin planlarını da etkileyeceği için iç ve dış gelişmeleri birlikte değerlendirmek gerekir. Bu perspektiften bakıldığında, son gelişmelerin yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle alakalı olduğu da anlaşılmaktadır. Bu krizin Cumhurbaşkanlığı seçimlerine muhtemel etkilerini ise ileriki bir yazımda ele alacağım.

http://www.havadiskibris.com/Yazarlar/yusuf-suicmez/muzakerelerin-kopus-sureci/5685

Yusuf Suiçmez