Etiket arşivi: Erdoğan ve Akıncı

Erdoğan-Akıncı Polemiği ve Muhtemel Gelişmeler

Erdoğan-Akıncı Polemiği ve Muhtemel Gelişmeler

Şüphesiz Sayın Akıncı demokratik bir yolla seçilmiş bir cumhurbaşkanıdır ve her siyasetçi gibi söylem ve eylemleri tartışmaya açıktır. Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası çıkan tartışmalar, eleştirilere açık olmakla birlikte, demokratik bir sistem içinde makul karşılanması gereken tartışmalardır.

Akıncı, aslında yıllardır ambargolar altında bunalan Kıbrıs Türk halkının sorunlarını biraz daha üst perdeden dillendirmeye çalışmıştır. Akıncı’nın daha düzeyli ilişki istemi bence makul ve gerekli bir taleptir. Sonuçta KKTC, Türkiye tarafından tanınan bağımsız bir devlettir. Nitekim Din İşleri Başkanlığı görevinden alınmam sebebiyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’ne yaptığım bireysel başvuruda çıkan kararda da, KKTC siyasetini bağımsızlığına vurgu yapılarak yetkisizlik hükmü verilmiştir. Dolayısıyla TC-KKTC ilişkilerinin iki bağımsız devlet esası üzerinden yürütülmesi, Türkiye’nin hem iç hukukunun hem de dış politikasının bir gereğidir.

ERDOĞAN’IN ÇIKIŞI:

Sayın Erdoğan’ın yaptığı açıklamaya bakıldığında: “Ağzından çıkanı kulağın duysun” ifadesi dışında, fazla eleştirilecek bir şey yoktur. Tabii Sayın Erdoğan’ın gönderilen paralar ve de şehitlere vurgu yapması da bazı çevreler tarafından eleştiri konusu yapılmıştır. Çünkü KKTC-TC ilişkileri sadece ekonomik çıkarlarla açıklanamaz. Ayrıca bedel ödeyen taraf sadece Türkiye Cumhuriyeti değildir. Nitekim KKTC halkının büyük bir kısmı şehit aileleridir. Bunun yanında Türkiye’nin KKTC politikaları gereği Kıbrıs Türk halkı yıllardır ambargolar altında kalarak bedel ödemeye devam etmektedir.

Kıbrıs Türk halkının bu bedeli ödemesini sadece ekonomik çıkarlarla açıklamak mümkün değildir. Aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti KKTC sebebiyle uluslararası baskılara göğüs gererek, meseleye sadece ekonomik ya da siyasi yaklaşmadığını defalarca kanıtlamıştır.

Şüphesiz KKTC halkı, marjinal ve azınlık bazı guruplar hariç Türkiye Cumhuriyeti’ne kökleri geçmişe dayanan bir gönül bağı ile bağlıdır. Bu bağlılığın bir sonucu olarak Kıbrıs Türk halkı tüm zorluklara rağmen Rum tarafının ve uluslararası baskılara boyun eğmemiş ve kaybolan Osmanlı toprakları içerisinde varlığını koruyabilmiştir. Bu yüzden de takdir ve saygıyı hak etmektedirler.

Sayın Erdoğan’ın sert çıkışları şüphesiz KKTC’ye verdiği önemin bir ifadesidir. Ancak bu tür politik söylemlerin Türkiye’nin Kıbrıs dış politikasına olumlu ya da olumsuz etkisinin tartışılmasına ihtiyaç vardır. Benim şahsi kanaatim bu tür çıkışlarının sadece aşırı uçları tatmin ettiği yönündedir. Halkın genel hissiyatına bakıldığında, büyük çoğunluğun TC ile KKTC yetkilileri arasında çıkan ve maksadı aşan söylemlerden rahatsızlık hissettikleri görülür.

ERDOĞAN’A TEPKİLER:

Şüphesiz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KKTC’yi ziyareti esnasında gösterilen tepkiler ve de bazı aşırı söylemler güvensizlik telkin eden bir tutumun oluşmasına yol açmıştır. Erdoğan’ın sert çıkışları KKTC kaynaklı bazı kaygıların varlığının da ifadesidir. Ancak bu kaygıların gerçekliği ile boyutu yanısıra gösterilen tepkilerin bu kaygıların giderilmesine ne kadar hizmet ettiğinin tartışmasına ihtiyaç vardır.

Daha önce de belirttiğim gibi, KKTC halkının büyük bir çoğunluğu Türkiye ile olan bağlarını ekonomik ve siyasi ilişkilerin ötesinde tarihin derinliklerinden gelen kültürel değerlere ve buna bağlı olarak oluşan bir kader birliğine bağlamaktadır. Bu bağ her türlü siyasi söylemin üzerinde olan bir bağdır ve siyasetçilerin günlük siyasi söylemleri ile kopmayacak kadar güçlüdür.

Erdoğan’ın seçimlerin hemen ardından böyle bir açıklama yapmasında Sayın Eroğlu’nun seçim içerisinde Akıncı’yı cemaatin adayı ilan etmesinin de etkisi olmuş olmalıdır. Bunun ile birlikte Türkiye ve Erdoğan karşıtlığı ile şöhret bulmuş bazı kişi ve kuruluşların da Akıncı’ya açık destek beyan etmiş olması da doğal olarak Türkiye siyasetini manipüle etmek için birilerine koz vermiştir. Akıncı’nın açıklamaları arasında bunun mesajını da bulmak mümkündür.

Erdoğan ve bazı AK Partilerin verdikleri mesajlara bakıldığında, Türkiye’de genel seçimlerin yarattığı bir ortam varken Kıbrıs sorunu üzerinden gelebilecek atraksiyonlara karşı oldukça duyarlı oldukları anlaşılmaktadır. Ancak bu duyarlılığın ifadesi için kullanılan diplomatik dilin uygun olmadığı şeklinde de yaygın bir kanaat bulunmaktadır.

TARTIŞMAYA YAKLAŞIMLAR:

Bu tartışmalar sonrası iki farklı düşünce oluşmuş gözükmektedir. Bunlardan bir tanesi Akıncı ve Erdoğan’ın bu tartışmalarının bir krizin habercisi olduğu yönündedir. Bu düşünceyi ileri sürenler aslında Akıncı’yı Türkiye karşı bir koalisyonun adayı gibi göstermeye çalışanlardır. Akıncı’nın seçim sloganı olarak kullandığı “Cevap Akıncı” söylemini de buna yorumlanmaktadır. Hâlbuki Akıncı adaylığı döneminde sürekli olarak Türkiye siyaseti ile iyi ve seviyeli ilişkiye vurgu yaparak gerçek amacının bu olmadığını ifade etmeye çalışmıştır. Bence bu vurguya gerçekten ihtiyaç vardı ve bunun söylemde kalmaması gerekir. Çünkü Türkiye ile ilişkilerin seviyeli ve düzgün olması hem KKTC halkının hem de Türkiye’nin yararınadır. Ancak bu vurgunun bir zıtlaşmaya dönüşmesi durumunda Akıncı’nın ilişkileri düzeltme arzusu, ilişkilerin daha da fazla bozulması ile sonuçlanır ki, bundan en büyük zararı yine Akıncı ile KKTC halkı görür.

Diğer bir düşünce ise bu tartışmaların aslında seçin sürecinin yarattığı havanın etkisi olduğu ve zamanla normalleşeceği yönündedir. Benimde şahsi kanaatim bu yöndedir. Çünkü TC-KKTC siyasetinin müzakerelerden sağlıklı bir sonuç alabilmesi için sürtüşmeye değil, dayanışmaya ihtiyaç vardır.

ESKİ İLİŞKİLER:

Eski hükümet ve Cumhurbaşkanları döneminde sanki ilişkiler çok iyiydi de Akıncı gelince bozulacakmış gibi bir izlenim yaratmak bence gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Bazı çevrelerin bazı aşırı uçları yönlendirerek Türkiye’ye karşı söylem ve eylemlere teşvik edildikleri; bunu da daha sonra ekonomik faydaya çevirmeye çalıştıkları defalarca dillendirilmiştir. Ayrıca Türkiye ile KKTC arasındaki gümrükler sebebiyle ekonomik işbirliğinde birçok sorun yaşanmaktadır. Ayrıca polis ve istihbarat paylaşımındaki bazı sorunlar sebebiyle KKTC’nin bazı suçluların sığınağı haline geldiği bilinmektedir. Bu sorunların tümü de eski liderlikler döneminden kalmadır.

Ben Akıncı’nın bu açıklamalarının KKTC halkının haklarını savunmakta bir kararlılık olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim. Ancak bu kararlılığını Güney Kıbrıs ve Kıbrıs sorununa müdahil olan diğer taraflara karşı da gösterilmesi gerekir.

TÜRKİYE MUHALEFETİNİN TAVRI:

Türkiye muhalefetinin yaklaşımına bakıldığında Sayın Kılıçdaroğlu’nun yaklaşımının Akıncı’nın yaklaşımı ile örtüştüğü görülmektedir. Bu durum, her iki liderin de sol kökenli olmasından mı yoksa konjonktürden mi kaynaklandığı tartışmaya açıktır. Sayın Bahçeli’nin açıklamalarına bakıldığında ise daha çok Sayın Erdoğan’ın yaklaşımı ile örtüştüğü görülmektedir. Bu durum MHP’nin geleneksel siyasi çizgisi ile de örtüşmektedir. Sayın Demirtaş ve diğer siyasi liderlerin ise bu konudaki açıklamalarına rastlamadığım için bir değerlendirme yapamayacağım.

GÜVEN ARTTIRICI TEDBİRLER:

Bu arada Güney’de gelen güven arttırıcı tekliflerin de seçimin yarattığı havanın etkisi ile yapılmış gerçekleşme zemini zayıf, erken yapılmış açıklamalar olduğu kanaatindeyim. İyi niyet gösterilirse bunlar da zamanla daha makul ve uygulanabilecek bir düzeye gelecekler. Bence tarafların güven arttırıcı tedbir olarak yapacakları ilk iş, ateşkesi kalıcı kılacak ve tarafların çözüm oluşana kadar birbirine silah çekmeyeceklerine dair güvence veren bir antlaşma imzalamalarıdır. Çünkü defakto bir barışın gölgesinde yürütülen müzakereler ve atılan adımlar yeterli bir güvence sağlamayacaktır.

AKINCI’NIN İŞİ ZOR:

Akıncı’nın, yılların birikmiş sorunları ile yüzleştiğinde hükümet desteği olmadan bu sorunları aşmada zorlanacaktır. Bu ise yüksek beklentilerin zamanla eleştiriye ve güvensizliğe dönüşmesi riski taşımaktadır. Çünkü Akıncı’nın aldığı oyların büyük çoğunluğu ikinci turda gelmiş olan ödünç tepki oylarıydı. Özellikle bu oyların destekten tepkiye doğru kayması daha kolay olacaktır. Bu yüzden Akıncı’nın, kendisini destekleyen kitlelerin ortak hissiyatına hitap eden söylem ve eylemlerde bulunması gerekecektir.

AKINCI SON ÜMİT:

Tabii ki Akıncı Kıbrıs sorununun çözümü için son ümit olarak görülmektedir. Doğal olarak bu dönemde de bir çözüme ulaşılamaz ise, hem halkın hem de Kıbrıs sorununun tarafları, birleşik Kıbrıs şeklinde bir çözüm ümidini iyice kaybedeceklerdir. Bu ise KKTC’ye özel bir statü tanınmasının yolunu açacaktır.

AKINCI İLE ERDOĞAN BULUŞMASINDAN BEKLENTİLER:

Şüphesiz basında yer alan ve halk arasında gerginliklere yol açan tartışmalar iki farklı beklentinin oluşmasına yol açtı. Bunlardan bir tanesi Türkiye-KKTC ilişkilerin gerilip krize dönüşmesi; diğeri ise Akıncı’nın Türkiye ziyareti sürecinde her şeyin normalleşmesidir. Birinci beklenti, aşırı uçlar ile bazı muhaliflerin beklentisidir. İkinci beklenti ise hem KKTC hem TC halkının büyük çoğunluğunun beklentisidir ve ziyaretin buna uygun olarak gerçekleşeceği kanaatindeyim.

http://www.havadiskibris.com/Yazarlar/yusuf-suicmez/erdogan-akinci-polemigi-ve-muhtemel-gelismeler/7473

yusuf