Etiket arşivi: İslam

Farklı Dini İnançlarda Eşcinsellik

Farklı Dini İnançlarda Eşcinsellik

KKTC’de erkek eşcinsel ilişkiyi yasaklayarak 5 yıla kadar hapis cezası öngören Ceza Yasası Fasıl 154’ün yeniden düzenlenmesini öngören yasa önerisi Meclis Başkanlığına sunuldu. Tarihte geriye gidersek en eski Pagan dinlerinde bile eşcinselliğin doğal karşılanmadığını görebiliriz. Çünkü Pagan inançlarda da insanın kendi vücuduna zarar verecek davranışlardan kaçınması bir esas olarak kabul edilmektedir. Ancak tanrıça inancının egemen olduğu bazı toplumlarda, lezbiyenliğe karşı aynı tavır sergilenmemiştir. Bu nedenle antik dini ayinlerde erkekkadın, kadınkadın ve erkekbirden fazla kadın tarzı ilişkilere bolca yer verilmiştir.

İddia edildiğine göre Zeus’un da eşcinsel ilişkiye girdiğine dair mitler bulunmaktadır. Ancak bilindiği üzere mitik belgeler, tarihsel gerçekliliği ifade etmezler. Bu yüzden mitlerden hareketle eşcinselliğin o dönemlerde hoş görüldüğü sonucuna varılamaz. Çok tanrılı pagan inançlarında eşcinsel ilişkiye girmiş veya karısına sıklıkla aldatan Zeus, tecavüzcü Hades ve kocası dışında birçok pagan tanrıyla ilişkiye girmiş Afrodit gibi mitolojik karakterler mevcuttur. Bu karakterin varlığı, o inanç sistemi içerisinde eşcinselliği doğal kılmamaktadır. Çünkü bu dönemde olduğu gibi o dönemin de insanları kendi davranışlarını mitik tanrılara yansıtarak bir nevi kendilerini aklamaya çalışmışlardır. Nitekim o dönemin en ahlaki ve aydınlık tanrısı olarak gösterilen Apollon, ne eşcinsel bir ilişki yaşamış ne de başka türlü cinsel bir suç işlemiştir.

Eşcinselliğe Musevilik, Hıristiyanlık ve İslami inançlar açısından bakarsak, kesin olarak yasakladıklarını görürüz. Dinlere göre günah olarak nitelendirilen bu davranışın, bir hastalık mı yoksa tercih mi olduğu meselesi ise tartışma konusudur. Çünkü Allah, asla bir insanı tercihi olmayan bir durum nedeniyle cezalandırmaz.

Peki din alimleri neden eşcinselliği yasaklamıştır? Bu sorunun aslında iki ana cevabı bulunuyor. İlk olarak ters ilişki insan vücuduna zararlı olduğu için İlahi dinlerce, sadece homoseksüel değil, zararlı sonuçlar doğuran heteroseksüel ilişkilerde de yasaklanmıştır. Bilindiği üzere anal ilişki, kişinin iç organlarına kalıcı zararlar vermekte ve AİDS ve frengi gibi hastalıkların bulaşmasını kolaylaştırmaktadır (bilimsel verilere göre AİDS anal ilişki ile daha yüksek oranda bulaşabilmektedir). Nitekim genellikle homoseksüelliğin bir parçası olarak kabul edilen anal ilişkinin insan sağlığına zararlı olduğu günümüzde tıbbi olarak ispatlanmış bir gerçektir. İkinci neden ise, dinlerin zina, fuhuş, grup seks, ters ilişki, oral ilişki ve ağırmüstehcenlik gibi davranışların cinselliği bayağılaştırarak aile yapısını bozacağı gerekçesi ile hoş görülmemiştir. Çünkü bu tür aşırılıkların kutsal aile yapısını bozacağı, ahlak ve medeniyet duygularını körelteceği düşünülmektedir. Bu temel düşünceden hareket eden din alimleri eşcinsellik, ensest ilişki, pedofili (sübyancılık), nekrofili (ölüsevicilik), zoofili (hayvan tacizi) ve grup seks gibi birçok normal cinsel aktiviteler dışında sayılan davranışları kesin bir dille ahlaksızlık olarak nitelemişlerdir.

Kuran-i Kerim’de: ”Hani Lut, Kavmi’ne şöyle demişti: ‘Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasız-çirkinliği mi yapıyorsunuz? Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu siz ölçüyü aşan bir kavimsiniz. Kavimlerinin cevabı ise: ‘Yurdunuzdan sürüp çıkarın bunları, çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmış?’ demekten başka bir şey olmadı (A’raf Suresi, 80-82), denilerek eşcinsellik eleştirilmektedir. Eşcinselliği eleştirici başka ayetler de bulunmasına rağmen, homoseksüelliğin cezası ile ilgili herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak Tevrat’ta eşcinselliğin cezası: “Bir erkek başka bir erkekle cinsel ilişki kurarsa, ikisi de iğrençlik etmiş olur. Kesinlikle öldürülecekler, ölümü hak etmişlerdir (Lev. 20:13)” ölüm olarak belirlenmiş ve bazı İslam alimleri de buna uygun görüş ortaya koymuşlardır.

Eşcinselliğin doğaya aykırı suçlar kapsamında değerlendirilmesi ise daha çok Hristiyanlık inanç ve kültürü içerisinde gelişmiş bir düzenlemedir. Bu düzenleme Müslüman ilim adamlarınca da genel olarak kabul görmüştür. İncil öğretisine göre homoseksüellik, bir insanın Tanrı’nın Egemenliğine girmesine engel olacağı söylenerek listelenen günahlardan sadece bir tanesidir (1 Korintliler 6:9-10). Yine İncil’e göre homoseksüellik Tanrı’yı inkâr edip O’na itaatsizlik etmenin sonucudur ve insanlar günah ve inançsızlığa devam ettiklerinde, Tanrı onlara Tanrı’dan uzak yaşamın boşluğu ve umutsuzluğunu göstermek için onları daha da kötü ve ahlaksız günahlara teslim eder (Romalılar 1:26-29).

Türk inanç ve geleneklerine baktığımızda da eşcinsellik gibi davranışların hoş görülmediği açık olarak görülür. Bu yüzden hükümetin yapmaya çalıştığı yasal düzenleme kamuoyunun büyük bir kesiminde kabul görmeyecektir. Nitekim KKTC’de ki homoseksüellik oranının % 1’in altında olduğu tahmin edilmektedir. Eğer bu yasa düzenlemesi yapılırken hem toplumun değerleri ve hassasiyetleri dikkate alınır hem de bu tür yanlış tercih yapan insanların insanlık dışı muamele görmelerini engelleyici bir yol izlenirse, bu tepkiler makul bir düzeyde kalabilir. Dolayısıyla yasal düzenlemeler yapılırken toplumların inanç ve örflerinin dikkate alınması yasa yapım teknikleri açısından da gereklidir.

http://www.havadiskibris.com/Yazarlar/yusuf-suicmez/farkli-dini-inanclarda-es-cinsellik/3447

Yusuf Suiçmez

Kirli siyaset ve Ganimet

Kirli siyaset ve Ganimet

Lefkoşa’da yaşanan kirlilik, siyasi yozlaşmışlık ve kirliliğimizin bir başka göstergesidir. Bu yozlaşmışlık ve kirliliği yaratan en önemli sebeplerin başında ise ganimet siyaseti anlayışının toplumumuzda hakim hale gelmesidir. “Ganimet” dini bir terim olup Müslümanların haklı oldukları bir savaşta, düşman tarafından ele geçirdikleri mal ve mülkü ifade eder. Savaşta buna izin verilmesinin esas sebebi, düşman tarafının ekonomik gücünü kırmaktır. Kuran-i Kerim’de, esir düşüp malını kaybeden insanların düşmanlığı bırakıp iyiliğe yönelmeleri durumunda, zararlarının karşılanacağı ve mükâfatlandırılacakları belirtilmektedir. Dolayısıyla, sırf insanların malına el koymak için savaş açmak ya da ganimet elde etmeye çalışmak ahlaki olmadığı için din açısından da doğru değildir.

Düşmanların bile malının haksız bir gerekçe ile alınması meşru değilken, milletin verdiği yetki ile milletin mal mülkünü yağmalamak ya da yağmalanmasına müsaade etmek en basit ifade ile ahlaksızlıktır. Bu ülke siyaseti ve bazı siyasetçilerinin eksik olan yönü siyasi ahlaktır. Siyasi ahlaksızlık bir kişilik sorunu olmaktan öte bir sistem sorunudur. Çünkü hukuk devleti anlayışının yerleşmemiş olduğu ülkelerde, siyasi ahlaksızlık, siyasetin doğal bir karakteri haline gelir. Çünkü güçler ayırımını esas alan bir devlette, yürütmenin ahlak ve hukuk dışı uygulamalarını deneyleyebilecek organ yargıdır. Eğer yargı bu görevini tam olarak yerine getiremiyorsa, ya yargının siyasi bağımsızlığında ya da yargının ergini kullanmasında bir eksiklik vardır.

Bence Başbakan İrsen Küçük, Cemal Bulutoğulları’na izne çıkması için çağrı yapacağına, Belediyede yapıldığı iddia edilen usulsüzlük ya da yolsuzlukların araştırılması için yargıyı göreve çağırmalıdır. Gerçi hükümetin böyle bir adım atmasını beklemek, hayalden öte bir şey değildir. Çünkü bu ülkede batan bankalar, faili meçhul cinayetler, usulsüzlük ve yolsuzluklar ile ilgili adım atabilecek siyasi irade henüz oluşamamıştır. Çünkü hala daha siyaset sahnesinde bulunanların bir kısmı, ganimet siyasetinin etkisi altındadırlar. Bu anlayış sebebiyledir ki bazı siyasiler, devlet imkânlarını tamamen kendi menfaatlerine göre kullanabilmekte ve halkın çöpler içinde yaşamasına aldırmadan siyaset yapabilmektedir.

Kıbrıs Türk halkının vermiş olduğu mücadelenin, usulsüzlük ve yolsuzluklar sebebiyle boşa gitmemesi için, ganimet siyaseti yerine topluma hizmeti esas alan yeni bir anlayışın gelişmesi gerekir. Bu anlayış, ganimet siyasetiyle birlikte bu anlayışın KKTC’de ortaya çıkardığı yasa dışı uygulama ve çeteleşmelerin ortadan kaldırılarak yerine hukuk devleti anlayışının yerleştirilmesini sağlayacaktır.