Etiket arşivi: Talip Atalay

Din İşleri Başkanı Atalay’ın bazı icraatları

Ben görevden alındıktan sonra kamuoyuna çok yansımasa da Sayın Talip Atalay’ın benim yerime Din İşleri Başkanı olarak atanması bayağı sancılı olmuştu. Bir iddiaya göre Sayın Cumhurbaşkanı Eroğlu, Atalay’ın atanmasına karşı çıkmış ama ona rağmen atanmış; bir başka iddiaya göre bana kızan Sayın Eroğlu, bu atamayı istemiştir. Talip Atalay’ın açıklamalarında, atanmasını Sayın İrsen Küçük bizzat istediğini belirtmiştir. Sonuçta bu makam boş bırakılamazdı ve birisinin atanması gerekirdi. Yöntem ve en doğru seçim olup olmadığı tartışılabilir; ancak Atalay’ın başkanlığı dönemindeki bazı icraatları ve kendisine sağlanan bazı ayrıcalıkların hukuk devleti ve şeffaf toplum adına tartışılmasına ihtiyaç var.

Sayın Atalay Din İşleri Başkanlığı’nın resmi sitesindeki haberlerde Profesörlük unvanını kullanmaktadır. ÖĞRETİM ÜYELİĞİNE YÜKSELTİLME VE ATANMA YÖNETMELİĞİ’nin 18/a maddesine göre bir kişinin profesörlüğe yükselebilmesi için Doçentlik unvanını aldıktan sonra en az beş yıl açık bulunan profesörlük kadrosu ile ilgili bilim alanında çalışmış olması gerekir. Sayın Atalay 1/8/2008 tarihinde doçent oldu. Dolayısıyla da en az 1/8/2013 yılına kadar Dicle Selçuk Üniversitesi’nin bu kadrosunda çalışmış olması gerekir. Bu durum Sayın Atalay’ın Profesör olabilmesi için Din İşleri Başkanlığı görevini yürütürken, aynı zamanda üniversitedeki kadrosunda da ve fiili olarak görev yaptığını kanıtlamaktadır. Ne ilginçtir ki Talip Atalay’a bu ayrıcalığı sağlayan Vakıflar ve Din İşleri Başkanlığı Yönetim Kurulu, benim Yakın Doğu Üniversitesi’ndeki kadromu iptal etmiş olmama rağmen, YDÜ’ye arada gidip ders vermemi ikinci iş yasağına uymadığım gerekçesi ile görevime son verilme gerekçelerinden göstermiştir.

Atalay’a sağlanan ayrıcalıklardan birisi Y. Lisans ve doktoradan dolayı barem 19’a ek olarak 6 barem içi artış verilmesidir. KKTC halkı ekonomik yönden kısıtlamalara zorlanırken, Sayın Atalay’a bu ayrıcalığın sağlanması doğru mudur? Ben başkanlığa atandığımda hem Y. Lisans hem de doktoram olmasına rağmen, bu tür bir barem içi artışın yasal olmayacağı söylendi ve artış verilmedi. Öğrendiğim kadarıyla Talip Beye verilen bu artışa Sayıştay itiraz etmiş; ancak Başsavcılıktan, Sayıştay’ın görüşünden farklı bir görüş bildirilmiş. Yani konu yasal açıdan ihtilaflı bir konuya dönüştürülmüştür.

Sayın Atalay’a sağlanan bir diğer ayrıcalık da kendisine verilen barem içi artış ile birlikte bir de lojmanın verilmesidir. Edindiğim bilgiye göre bazı din görevlilerinin kendi lojmanları ellerinden alınırken başkanın yüksek maaşına rağmen kendisine lojman verilmesinden rahatsız olduklarıdır.

Sayın Atalay’a sağlanan bir başka ayrıcalık da, sürekli olarak yurtdışına çıkmasıdır. Benin yaklaşık iki yıllık başkanlığım esnasında sadece 3 gün resmi izin kullanmış olmama rağmen, görevime son verilme gerekçelerinden birisi olarak izinsiz yurtdışına gitmem gösterilmiştir. Ne ilginçtir ki, kullanmadığım izinlerim için ödeme alamayacağım şeklinde Sayıştay’dan yazılı görüş de alınmıştır. Tabii ki Sayın Atalay’a bu ayrıcalıkları sağlayan Vakıflar ve Din İşleri Başkanlığı Yönetim Kurulu’nun, Ahmet Yönlüer dâhil diğer başkanlara bu tür ayrıcalıkları niye sağlamadıklarını açıklamaları gerekir.

Sayın Atalay’a sağlanan bu ayrıcalıklar dışında bir takım icraatları da tartışma konusu olmuştur. Yaklaşık 30 kişiyi münhal açıp istihdam etmeden Türkiye’de 9 aylık bir eğitim kampına göndermesi, sonrada bu gençleri getirip yine münhal açmadan camilerde istihdam etmiştir. Usulsüz istihdam edilen bu gençlere maaşlarını da sağdan soldan bulup ödemeye çalışmış ve böylece, devlet için de paralel devlet oluşturmak görüntüsü verilmiştir. Din İşleri Yasasına göre, önce münhal açılıp bu gençlerden başarılı olanların istihdam edilmesi, sonra gerekli görülmesi durumunda da bunların meslek tecrübelerini arttırmak için Türkiye’ye gönderilmeleri gerekirdi. Kendilerini bu konuda uyarmış olmama rağmen, yasa ve teamüllere aykırı bu uygulamayı yapmışlardır.

Dolayısıyla hükümetin geçici 366 kişi için açacağı sınava diğer vatandaşlarla birlikte Din İşleri’nin kurslarına katılmayanlara da müracaat hakkı tanınması yasa gereğidir. Aksi takdirde yeni bir usulsüzlüğe gidilmiş olacaktır. Çünkü bu usulsüz istihdam hem bu gençleri mağdur etmiş hem de, kurslara katılmayı kabul etmeyen ancak Din İşleri’ne yasal başvuru hakkı olan diğer vatandaşların başvuru haklarını ellerinden almıştır.

Bu usulsüz istihdam önümüzdeki sene Yakın Doğu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olacak gençlerin de önünü kesmiştir. Sayın Atalay YDÜ İlahiyattan mezun olacak olan gençlerimizin görev almak istemeleri durumunda, onları da Türkiye’de 9 aylık kampa gönderip sonra gelip sınavsız olarak mı Din İşleri Başkanlığı’na alacak? Ayrıca TC Lefkoşa Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşavirliğine bağlı din görevlilerinin sayısında da göze çarpan bir artış görülmektedir. Bu artışta Sayın Atalay’ın bir sorumluluğu var mı bilmem ama onun bilgisi olmadan yapılmışsa o zaman, neden böyle bir durumun ortaya çıktığının da sorgulanması gerekir. Önümüzdeki yıllarda hem YDÜ İlahiyat Fakültesinden hem de Hala Sultan İlahiyat Lisesi’nden mezun olacak olanların, bu tür yanlış uygulamalardan olumsuz etkilenmemesi için, bu sorunların çözümü için irade ortaya konması gerekir.

Sayın Atalay’ın tartışılan bir diğer uygulaması da bölgelere temsilciler atamasıdır. Din İşleri Yasası’na göre bu tür bir atamalar için atanan kişilerin memur ve atamaların Yönetim Kurulu tarafından onayı ile olması gerekmektedir. Atalay’ın din görevlilerinin yer değişikliği konusunda kendisinin yetkili olduğu konusunda haklı olduğu kanaatindeyim. Ancak bu yetkisini kullanması konusunda dinlediğim şikâyetler bende, kamu yararını gözetmediği yönündeki şikâyetlerin haklı olduğu izlenimini yaratmıştır.

Bu uygulama hangi yasa ve yetkiye dayanılarak yapılabilmiştir? Umarım Sayın Atalay ve Vakıflar ve Din İşleri Yönetim Kurulu üyeleri, Din İşleri Başkanlığı’nın imajını bozan bu yanlış uygulamalarla alakalı mantıklı bir açıklamada bulunurlar.

http://www.havadiskibris.com/Yazarlar/yusuf-suicmez/din-isleri-baskani-atalay-in-bazi-icraatlari/3328

Yusuf Suiçmez (Havadis)