Başörtüsü ile Mini Etek
Kadınların kişisel bir tercih olarak başlarını örtmeleri ya da mini etek giymeler erkek siyasi ve bürokratları oldukça fazla meşgul ediyor. Her nedense bu sorunun doğrudan muhatabı olan kadınlar bu tartışmalara yok denecek kadar az katılıyorlar. Hâlbuki bu sorunun çözümü, sorunun esas muhatabı olan kadınlara bırakılmalıydı. Dolayısıyla da bu yazıyı da benim değil bir kadının yazması gerekirdi. Ancak erkek egemen bir toplum olmamız sebebiyle, bu işleri de tartışmak ve çözüme kavuşturmak, bu sorunun esas yaratıcıları olan biz erkeklere kalmıştır.
Bu konu insan hak ve hürriyetleri açısından ele alındığında, insan hak ve hürriyetlerine saygılı olan herkes, her kadının kendi giyimi ile ilgili karar verme hakkına sahip olduğunu kabul eder. Bu hak, birisinin inancına ters düştüğü ya da göz zevkine uymadığı için gasp edilemez. Daha açık bir ifade ile birisinin inançlarına ters düşüyor diye mini etek giyen bir bayanın kendi bedeni üzerindeki tasarruf hakkı engellenemeyeceği gibi, inancı gereği başını örten bir kadının da bu hakkı engellenemez. Bu anlayıştan hareketle KKTC Anayasasının 23. maddesi bu hak ve hürriyetleri koruma altına almıştır.
Bu meseleyi ahlaki açıdan ele alırsak, birisinin karısının ya da kızının kılık ve kıyafetine karışmak terbiye sınırlarını aşmak, bir başka ifade ile haddini bilmemektir. Bunun ötesinde, insanın kendi karısı ile kızının kılık ve kıyafetine karışması bile çağımızda bireysel hak ve hürriyetlere müdahale olduğu için kabul edilebilir bir davranış değildir. Çünkü her insan bir bireydir ve kendi tercihleri ile kimlik ve kişiliğini oluşturma hakkına sahiptir.
Meseleyi kültürel açıdan ele alırsak, hem örtünmenin hem de açıklığın insanlık kültür tarihinin bir parçası olduğunu görürüz. Bu durum, geçmişte böyle olduğu gibi bugün de böyledir. Dolayısıyla açık bir kıyafet tercihi her ne kadar kültürümüzün bir parçası ise kapalı bir kıyafeti tercihi de kültürümüzün bir parçasıdır. Bunun en açık kanıtı aynı aile içindeki fertlerin bile açık ya da kapalı giyinme konusundaki tercihlerinin farklı olmasıdır.
Meseleyi siyasi açıdan ele aldığımızda siyasi parti ve temsilcilerinin, o ülkenin tüm vatandaşlarından oy almayı hedeflemesi ve hukuk devletinin gereği olarak hiçbir vatandaşın hak ve hürriyetini kısıtlayıcı bir siyaset izlememesi gerekir. Çünkü ayırımcılık ve dayatmalara yönelik siyasetler, devleti, hukuk devleti olmaktan çıkararak ideoloji ve sınıf devletine dönüştürür. Bu ise devletin varlık sebebi olan birlikte yaşamayı sağlama misyonunu zayıflatarak kaos ortamının oluşmasına yol açar. Bunun bir neticesi olarak da devlet, özgürlüklerin korunduğu bir mekanizma olmaktan çıkarak; dayatmaları meşrulaştıran bir mekanizmaya dönüşür. Böyle bir devlet anlayışında değişen tek şey, devlet baskısının meşrulaştırılması için kullanılan araçlar olur. Bu araçlar dindar iktidarlar döneminde dini inançlar, din karşıtı iktidarlar döneminde ise irtica ya da buna benzer söylemler olur.
Bu konu kamu yararı açısında ele alındığında da, böyle bir ayırımcılığın yapılmasının kamu yararına olmadığı açık olarak görülmektedir. Çünkü kamu yararı demek, toplumsal ortak payda ve faydayı korumak demektir. Dolayısıyla bir sınıf ya da zümreye din ya da din karşıtlığı adına ayrıcalık sağlamak, kamu yararını korumak değil; aksine kamu yararını ortadan kaldırarak yerine zümre veya sınıf yararını koymak demektir. Böyle bir çelişkinin oluşmaması için, tercihini kapalı ya da açık kıyafetten yana kullanan bayanların, farklı tercihlerini temel bir insan hak ve hürriyeti olarak kabul ederek, her türlü baskıcı anlayışa karşı ortak bir tavır geliştirmeleri gerekmektedir. Aksi taktide, erkeklerin bunlar üzerinden siyaset yürütmeleri, kadınların ise bunun bir sonucu olarak her gelen iktidar veya otoritenin keyfine göre kılık ve kıyafet değiştirmeleri kaçınılmaz olacaktır.
Keske bide islami açıdan yorumlasaydiniz bir ilahiyatçı olarak, Allahın getirdiği kanunları haykırmak, söylemek cesaret ister değil mi hocam, bu cesareti göremedim sizde. Hakkı söylersiniz, isteyen kabul eder isteyen etmez
Başka bir yazımda o da var. Başrtüsü Sorunu başlıklı yazıma bakarsanız görürsünüz. İlginiz için teşerkkülrler
Allah’ın kanunlarını herkes kendi akıl ve bilgi düzeyine göre yorumlar. Birçok mezhep ve meşrebin oluşmasının sebebi budur. Din adına ileri sürülen görüşlerin delili ve tutarlılığına bakmak gerek.
SaygıDeğer muhteşem bi anlatım ve muhteşem anlatımınızın üzeren söylenecek sözü yok bu kanaatteyim…