Laiklik Ve Din Devlet İlişkisi

Laiklik Ve Din Devlet İlişkisi

“Laiklik” genel olarak din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması olarak tanımlanmaktadır. Ancak din ve devlet işlerinin birbirinden nasıl ayrılacağı konusunda kesin sınırlar yoktur. Her ülke kendi tarihi tecrübesi ışığında din ve devlet arasındaki ilişkilerin sınırlarını belirlemektedir. Bundan dolayı da din ve devlet arasındaki ‎ilişkiler ile din eğitim ve öğretimi ile ilgili uygulamalar her ülkenin kendi yasa ve ‎mevzuatlarına göre değişmektedir. AB üyelerinden İngiltere’de Anglikan Kilisesi resmî bir özelliğe sahiptir ve birçok devlet töreni dinî bir nitelik taşımaktadır. Ayrıca devlet başkanı yani Kral aynı zamanda Anglikan Kilisesinin başkanı olup, Başbakanın teklifi ile din görevlilerini atar.

KKTC’deki sistem de İngiltere’deki sistemden esinlenerek kurulmuştur; ancak KKTC’de uygulamalar yasalara rağmen ağırlıklı olarak Yönetim Kurulları ve politikacıların talimatları doğrultusunda gerçekleşmektedir. İngiltere’de Din dersleri, ilk ve orta dereceli devlet okullarında zorunlu dersler arasında yer alır ve okullarda derse toplu dua ile başlamak yasa gereğidir. Ancak, öğrenci velileri müracaat etmeleri durumunda, isterlerse ‎çocuklarını hem din dersi hem de toplu duaya katılmaktan alıkoyabilirler. Din dersinin ‎programlarını hazırlama yetkisi ise yerel yönetimlerin sorumluluğundadır.‎

İtalya ise Katolikliğin merkezi sayılan bir ülkedir. Bundan dolayı, Anayasa’nın 7. maddesine göre, Katolik Kilisesi bağımsız olsa da millî bir nitelik kazanmıştır.‎ Buna bağlı olarak da din derslerine gönüllü katılım oranı çok yüksektir.

Yunanistan ise kendisini Ortodoks mezhebinin mirasçısı olarak kabul ettiği için, Ortodoksluk milli kimlikle bütünleşmiştir. Bundan dolayı, Ortodoks mezhebi ağırlıklı din eğitimi anaokullarından başlamaktadır. Okulöncesi eğitimin plânlamasını ise Milli Eğitim, Din İşleri, Sağlık ve Sosyal Güvenlik ile Maliye Bakanlıkları tarafından ortaklaşa yapmaktadır. Aynı şekilde meslekî teknik eğitiminin plânlaması Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı tarafından yapılmaktadır. Bu etki dolayısıyla Güney Kıbrıs’taki din eğitimi ile Yunanistan’daki din eğitime birbirine benzemektedir. Başpiskopos Hrisostomos’un, kendisini dini bir liderden çok milli bir lider olarak görmesinin esas sebebi de, dini inançlarla milli kimliklerin birbirine karışmış olmasıdır.

Laikliğin en katı olarak uygulandığı ülke olan Fransa’dır ve bu yüzden devlet okullarındaki öğretim programlarından din dersleri kaldırılmıştır. Ancak özel okullarda yapılan din eğitimi ve devletin kilise okullarını destekleme politikası devam etmektedir. Ayrıca kiliseler okul dışında her yaştan isteyen vatandaşlara dinî kurslar düzenleyebilmektedir. Bu kurslarda sadece İlkokul öğrencilerinin yaklaşık % 40-45’i Katolikliğe uygun bir din eğitimi almaktadır.

Devlet, insanların beyninde oluşan tanrı inancı gibi kutsal, meşrulaştırıcı bir otoriteyi temsil eder. Bu özelliğiyle devlet, inanan insanın düşüncesini etkisi altına alan mitolojik bir tanrı gibi işlev görür. Bu kutsal otorite demokratik teamüle uygun olarak toplumun uzlaştığı yasalarla şekilleniyorsa, demokratik hukuk devleti anlayışına uygun bir işlev kazanır. Ancak devlet kutsalı toplumun ortak hissiyatını yansıtan hukuk kurallarına dayanmıyorsa, laik devletin kendisi otoriter bir din ya da mezhebin tanrısı gibi işlev göremeye başlar ve siyasilerin dini otoritede olduğu gibi laikliğin otoritesini istismar etmelerinin yolu açılır. Çünkü bu tür laiklik algılaması, farklılıkları koruyan ve uzlaştıran bir anlayış olarak değil, dogmatik bir inanç gibi işlev görür.

Laikliğin bu şekilde uygulandığı devletlerde, devlet dindarların hak ve hürriyetlerini tanımadığı için onlara karşı yapılan baskıları meşrulaştırıcı bir mekanizmaya dönüşür. Laikliğin din ve vicdan özgürlüğünü koruyucu bir misyon olarak algılandığı ülkelerde ise, inanç bireyin temel hak ve hürriyeti olarak tanınır ve devlet otoritesi bu hak ve hürriyeti korumayı yasal bir görev haline getirir. Bu tür devlet anlayışının olduğu ülkelerde dinler ya da mezhepler arası çatışmalar asgari düzeye iner ve sosyal barış ortamı daha rahat korunur. Laik hukuk devleti anlayışının zayıflaması durumunda ise her dini grup ya da cemaat, dinin esası olan adalet ilkesinden saparak devleti kendi inancına sahip olanlar için ayrıcalık sağlayan bir kutsal otoriteye dönüştürmeye çalışır ve bundan dolayı da hukuk ihlalleri ile çatışmalar artar.

Yusuf

“Laiklik Ve Din Devlet İlişkisi” için 2 yorum

  1. Yusuf bey, bence Laiklik kavramı ve Sekülarizm kavramı ayrı ayrı ele alınıp tartışılmalıdır. Laik düzende din eğitimi devletin kontrolü altındadır. Çünkü dini grupların devleti ele geçirme tehlikesi olabilir. Diyanet İşleri Başkanlığı bu amçla kurulmuştu. Ama sekülar düzende demokrasi oldukça gelişmiştir. Dinin devlet tarafından kontrol altında tutulmasına gerek yoktur. Bu konuları en iyi anlatan Niyazi Berkes’in Türkiye’de Çağdaşlaşma eseridir. Yazınıza katkı koymak istedim. Faydalı olursa sevinirim. İyi çalışmlar.

    1. Bazıları sekülerizmi din karşıtlığı olarak, laikliği ise dini inançlara karşı tarafsızlık olarak yorumlayanlar da var. Bence kavramlardan daha önemli olan algılar ve uygulamalardır. Katkınız için teşekkürler.

Yusuf Suicmez için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.